Amaç ibadet değil siyaset…

Kent
Görünüm

İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun onay vermesinin ardından 17 Şubat’ta Taksim camii inşaatının temeli atıldı. 2018 Ramazan ayına yetiştirilmesi planlanan camiin inşaatı için ihale düzenlenmedi

, Yapımını “Allah rızası için” Sur Yapı üstlendi. Vakıflara ait 2 bin 482 metrekarelik araziye yapılacak caminin mimarları ise Cumhurbaşkanlığı Sarayını tasarlayan Şefik Birkiye ile Selim Dalaman.

Taksim Meydanına cami yapmak 50 yılı aşkın süredir çeşitli iktidar çevreleri tarafından dile getiriliyor. Ve gündeme geldiği ilk günden itibaren kararın altında daha çok siyasi nedenler yatıyor. Bugün de yapımına başlanan camiin hem yakın hem de uzun vadeli siyasi yaklaşımlarla şekillendiğini görüyoruz. 

Gavur Pera’yı hidayete erdirmek

Taksim meydanına cami yapma projesi ilk kez 1950’li yıllarda Demokrat Parti iktidarında dile getiriliyor ama niyetin dışında herhangi bir proje yapılmıyor. 1970’lerin ikinci yarısında kurulan Milliyetçi Cephe (MC) hükümetleri döneminde Taksim’e cami yapılması üzerinde daha çok vurgu yapılıyor. Bu dönem MC’nin iktidar ortağı, başında Necmettin Erbakan’ın bulunduğu Milli Selamet Partisi’dir. Taksim’e cami yapılmasını siyasal propaganda aracı olarak kullananlar ile bunu bir şeriatçı girişim olarak algılayıp izin vermeyen iktidarlar arasındaki git-geller, Haziran 1996 yılında Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi arasında kurulan Refahyol Koalisyon Hükümetine kadar devam ediyor. 1997 başlarında gazetelerde hükümet kaynaklı olarak, Taksim Camii’nin temelinin 29 Mayıs İstanbul’un Fethi yıl dönümünde atılacağı haberleri yer alıyor.

İstanbul’un fethinde yapılması planlanan temel atma töreni manidardır. Pera (Taksim Meydan’ından başlayarak Tünel’e kadar devam eden İstiklal Caddesi ve çevresinin adıdır) Osmanlı’dan buyana hep “Gavur Pera” olarak anılmıştır. Osmanlı’da Galata “karşı yaka”dır, surların dışındadır ve İstanbul’da yaşayan azınlıkların ikamet ettiği yerdir. Pera kiliseleriyle, azınlık okullarıyla, konsolosluklarıyla bu varlığını hâlâ sürdürmektedir. 

Peki Pera’nın herhangi başka bir yerine yapılacak bir cami neden hiç düşünülmedi, neden ilk günden itibaren Taksim Meydanı gündeme getirildi?

Taksim Meydanı çok farklı çevrelerce sahiplenilen simgesel öneme sahip bir alan. Mesela İşçiler için 1 Mayıs Meydanı. İşçilerin, kadınların, LGBTİ bireylerın, 24 Nisan’larda Ermenilerin yani sözü olan herkesin bir araya gelmeye, bir arada sesini çıkarmaya alışık oldukları bir meydan. Ve “gavur Pera’ya” açılan kapı. Üstelik meydana çok yakın bir yerde Sıraselviler caddesinin İstiklal’le kesişiminde Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi ile yine Taksim Meydanı’na yakın Eseyan Okulu’nun bahçesinde yer alan eski tarihli Surp Harutyun Kilisesi var. 2013 Gezi Parkı kalkışması meydanın tarihine yazılanlardan. Bu haliyle çok kimlikli ve çok renkli ve iktidar karşıtı. Taksim Meydanına yapılacak olan cami tüm bu kimlikleri iktidar lehine değiştirme anlamını da taşıyor.

Bir taşla pek çok kuş

Danıştay, 1983 yılında Taksim’e cami, çarşı, otopark yapılmasının kamu yararına uygun olmadığı gerekçesi ile izin vermemişti. AKP iktidarı döneminde cami tartışması tekrar gündeme taşındı ve proje 2011 yılında yeniden dava konusu oldu. Bu kez Danıştay 6. Dairesi, Temmuz 2015’te, Taksim’e cami ve Galatasaray katlı otoparkı gibi projelere dayanak oluşturan Beyoğlu imar planlarının iptaline ilişkin kararı bozdu. İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 19 Ocak günü yaptığı toplantıda caminin, Taksim’e adını veren ve I. Mahmud tarafından 1731 yılında bölgeye ‘su taksimi’ yapmak için inşa edilen Taksim Maksemi’nin arkasına yapılmasına onay verdi ve referandum öncesine denk gelen bir tarihte, 17 Şubat’ta temel atma töreni yapıldı.

Taksim Meydanının herkese ait, paylaşılan, sahiplenilen, birleştiren bir kent meydanı olma hali, “Taksim Meydanını Yayalaştırma Projesi” ile birlikte zarar görmeye başladı. Meydan düzenlemesi meydanın eski halini mumla aratıyor. Yetersiz ışık ve yetersiz yeşil alanla işlevsiz ve çirkin oturma grupları Taksim Meydanını bir buluşma mekanı olmaktan çıkarıyor. Artık daha çok, geçilen bir meydan ve bu nedenle de bir çöküntü alanı olmaya aday. 

Düzenlemeden sonra Ramazan yemekleri gibi izin verilen “düzenli” etkinliklere bakıldığında iktidarın tarafındaki çevreye açık, diğer tüm çevrelere kapalı bir hale sokulmaya çalışıldığı aşikar. Taksim camii de tüm bu siyasi hamlelerin son ve en çok önem verilen kısmı. Bu nedenle belirli bir çevrede referandum öncesi laik kesimlere karşı geliştirilen bir hamle olarak görülüyor.

İnşaatı, “Allah rızası için” üstlenen firma Sur Yapıyı da çoğu büyük projede görmeye alışığız. Mimarlar yine iktidarın çevresinden, bizzat Cumhurbaşkanı tarafından seçilmiş kişiler. AKP iktidarının Taksim camii projesinin her safhasına kendi kimliğini yansıtma konusuna özellikle önem verdiği gözlemlenebiliyor. Anıtsal yapılar yapan kişi ya da iktidarlar varlıklarının halk tarafından benimsenmesi, onaylanması işlevini de üstlenirler. AKP’nin “büyük” projelerinin bu güne kadar iktidarını ne denli beslediğini gördük. Şimdi, önünde aynı iktidarını sürdürebilmesi için yepyeni bir eşik var: Referandum. Bu temel atma töreninin kısa vadeli beklentisi de referandumda “evet” oylarını artırmak.  

Taksim camii konusunda dikkat edeceğimiz bir nokta daha var: AKP önceki seçim dönemlerinde propagandasını daha çok projeleri çerçevesinde yapardı. Şimdi ise Cumhurbaşkanı yıllardır hayalini kurup gündeme getirdiği camiin temel atma töreninde bulunmadı ve bunu ciddi bir propaganda faaliyeti olarak da kullanmadı. Birbirine bağlı olmasa da, çok farklı kesimlerden gelse de, hatta iktidar tarafından engellense de “hayır cephesi” istikrarlı bir şekilde sözünün arkasında duruyor ve iktidarın alışageldik propaganda faaliyetlerine ket vuruyor.

Taksim camii projesi iktidarın kısa dönemli amacına hizmet etmedi. Uzun vadeli “tektipleştirilmiş meydan” olma hayalinin sonucunu kente sahip çıkan kentliler ile iktidarın mücadelesi belirleyecek.

İşçilerin Sesi Gazetesi Sayı 60, Mart 2017

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi