Dine uydurulan rantsal projeler

Kent
Görünüm

Ekim ayında Başbakan Davutoğlu ve TOKİ Başkanı Mehmet Ergün Turan’dan gelen açıklamalar rant projelerine yeni bir boyut getirdi. Davutoğlu’nun Yeşil Yol projesi için 20 Ekim’de “O yollar doğayı bozmak için değil, doğaya ulaşıp rabbimize şükretmek için yapılıyor” demesi ve TOKİ Başkanının, “İstanbul’a kıymıyoruz eskisi gibi. Asla yüksek imara izin vermiyoruz. Her şehrin bir yapısı var. Ayrıca her şeyin de bir haram sınırları var.” sözleri artık hükümetin imar işlerinde de bağımsız yargı kararları yerine kendi meşrebince sürdürdüğü bir dini inancı öne çıkaracağına işaret ediyor.

 

Dünya şükretsin
Açılan tüm davalara, meslek odalarının ve yerel halkın muhalefetine rağmen Yeşil Yol projesi devam ediyor. Tüm uzmanlar ve orada yaşayanlar bu projenin etkisiyle oluşacak yeni yapılaşmaya kadar kendi başına bile doğa katliamı olduğu konusunda hemfikirler. Yol açmak için kesilen ağaçlardan başlayarak, yeni imara açılacak alanlara, motorlu taşıtların ekosisteme olumsuz etkisine kadar çok ciddi çevre sorunları gündeme getiriliyor. Fakat her türlü muhalefete kulaklarını tıkayan AKP hükümeti HES projelerinde olduğu gibi hiçbir biçimde geri adım atmıyor üstelik Davutoğlu’nun projeyi aşağıdaki sözleriyle savunuluyor:
“Dünyanın her yerinden insanlar gelsin Karadeniz’in yaylalarına aşık olsun, havasında şifa bulsun diye bu projeyi yapıyoruz. Türkiye’nin her köşesindeki çevre aşıkları olan bizler adına söylüyorum; bizler sarı çiçekle konuşan Yunus Emre’den ilham almışız. Tek bir sarı çiçeğin ezilmesine izin vermeyiz. Tek bir yaylanın tarumar edilmesine izin vermeyiz. Kötü yapılaşmayla o doğanın bozulmasına izin vermeyiz. O yollar doğayı bozmak için değil, doğaya ulaşıp rabbimize şükretmek için yapılıyor. Yeşil Yol bu felsefeyle yapılmaya devam edecek.” diyor.
Haram sınırında talan
Davutoğlu’nun Yeşil Yol açıklamasından yedi gün sonra TOKİ Başkanı Mehmet Ergün Turan’ın İstanbul hakkındaki sözleri İstanbul’daki talana dair benzer bir yaklaşımı işaret ediyor:
“TOKİ’den bazı toplumsal beklentiler var. İstanbul’a kıymıyoruz eskisi gibi. Asla yüksek imara izin vermiyoruz. Her şehrin bir yapısı var. Ayrıca her şeyin de bir haram sınırları var. Bu noktada bazı alanlar su havzası, bazı noktalar ormanlar. Buralara bulaşmamak gerekir”
İstanbul’da da Karadeniz’de de diğer bölgelerde de yapımı sürdürülen diğer projeler aslında ne kentte yaşayanların ne de doğayı korumanın AKP hükümeti için bir değer taşımadığını gösteriyor. Hükümet kanadından gelen bu tür açıklamalar ise rant projelerindeki talanı dine uydurarak halkın gözünde yasallaştırmaya çalıştığını anlatmakta. Hukuku hiçe sayan bu tür yaklaşımlara karşı kentsel muhalefet ve çevre hareketleri mücadelelerini sürdürecektir. 

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi