Herhalde direniyoruz!

Kadın
Görünüm

25 Kasım kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele gününde kadınlar tüm yurtta meydanları doldurdular. Kadınların coşkusu, sözü, sloganları kadına yönelik baskıların yanı sıra OHAL’e de karşı çıktı.

Taksim’deki gece yürüyüşünde sayıları binleri aşan kadınlar AKP iktidarı boyunca devam eden kadına yönelik cinsiyetçi politikaları ve son dönemdeki uygulamaları protesto etti, sloganlarına taşıdı. Kadınlar, hapishanelerdeki tutsak kadınlara sık sık selam yolladı, kadın derneklerinin mühürlenmesini ise “Kadınların direnişi sarayını mühürleyecek”, “Masa değil, bina değil, direnişin kendisiyiz” diyerek karşılık verdi. “Bu halin çekilmiyordu, OHAL’in hiç çekilmiyor” diye coşkularını da dirençlerini de sürdürdüklerini gösterdi. Kadınlar Tünel’de başlayan yürüyüşlerini Galatasaray Meydanı’nda mitinge çevirdiler.

Galatasaray Meydanı’nda okunan basın açıklamasında, “Biz kadınlar erkek-devlet şiddetine karşı hayatımıza, bedenimize, kimliğimize sahip çıkmak için herhalde direniş diyoruz. Özgür ve eşit haklar ile var olmamıza tahammül edemeyen erkek egemen sitemi bizzat devlet tarafından biz kadınlara dayatıldığı, onlarca yıl verilen mücadeleler sonucu elde ettiğimiz bütün kazanımlarımızı ortaya kaldırmaya çalışıldığı bugünlerde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde dünyanın dört bir yanında ayağa kalkan kadınlarla beraber isyanımızı büyütüyoruz” denildi, OHAL’de birçok kadın derneğinin kapatılmasına, kadın mücadelesinin binalardan kurumlardan ibaret olmayacağı cevabı verildi. Ayrıca Türkiye’de 2016’nın ilk 10 ayında erkeklerin en az 220 kadını öldürdüğünü, 352 kız çocuğunun cinsel olarak istismar ettiğini ve yalnızca bir ayda işsiz bırakılan kadın sayısının 13 bini aştığına dikkat çekildi.

Kadın hareketi bir yol açıyor

7 Kasım 2015 seçimlerinden sonra başlayan devlet şiddeti Temmuz 2016’da OHAL’le birlikte tüm yurdu sindirdi. AKP iktidarına karşı çıkan herkes devlete de karşı çıkmış sayılıyor ve cezalandırılıyor. Hukukun hiçe sayıldığı, savaşla, işten atmalarla, dernek kapatmalarla, millet vekillerini, gazetecileri, onlara karşı çıkan herkesi tutuklamalarla halkın sindirildiği bir dönem yaşanıyor. Devlet OHAL’de de yatak odalarımızdan cebimize, etnik kimliğimizden dinimize, dinsizliğimize her halimize karışıyor.

18 Kasım’da Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın komisyon sürecinde hiçbir şekilde gündeme gelmeyen "tecavüzcüyle evlenme koşulu ile af" getiren yasa önerisini Meclis'e getirmesi ve üstelik, yasayı “mağdur” olan 3 bin tecavüzcüye af gelecek, ailelerine kavuşacaklar, diye savunmaları OHAL’e rağmen birçok şehirde kadınları sokağa döktü. Hatta yasanın komisyona geri çekilmesiyle bir kazanım da elde ettik.

Bu eylemler kitleselliği ve yaygınlığı ile OHAL’in halkı sindiren halinin aşılabileceğini göstermesi bakımından çok önemli. HOPA’da polis müdahalesine rağmen kadınlar eylemlerini sürdürdü ve yürümeyi başardı. Tasarının meclise geldiği hafta sonu da birçok kentte eylemler düzenlendi. 22 Kasım, salı günü tasarı komisyona yeniden görüşülmek üzere geri çekildi ve bu, uzun zamanın ilk kazanımı olarak tarihimizdeki yerini aldı.

Kadın eylemleri hem coşkusuyla hem ortak hazırlanan bir grubun imzasından çok kadınların hepsinin sözünü öne çıkaran, çoğaltan yaklaşımı ile bu dönem yeni bir yol açtı. Bu yeni yolun sloganını da yine kadınlar buldu: Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz! 

İşçilerin Sesi Gazetesi Aralık 2016, Sayı 57

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS