Birleşik mücadele perspektifi ve Halkların Demokratik Kongresi

Kürt Sorunu
Görünüm

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 12/13 Ocak’ta Ankara’da 9’uncu genel kurulunu yaptı. Her genel kurul bir ‘durum değerlendirmesi’ yapma ihtiyacını ortaya çıkarır. Amacımız genel kurula bir katkı sunmaktır.

İşçilerin Sesi Gazetesi, HDK’nin ‘emek meclisleri’ ile kendini sınırlamış, küçük bir işçi çevresidir. Birleşik Mücadele perspektifine ve Kürt demokratik hareketiyle dayanışmaya içinde olmaya inanmaktadır. Bu dayanışmanın HDK biçimi üzerinden sürdürülmesini doğru ve gerekli bulmakta, imkanları ölçüsünde katkı vermeye çalışmaktadır. Enternasyonalist Komünist bir siyasal çizgiyi benimseyen gazetemiz, Kürt ulusal kurtuluş mücadelesini desteklemektedir. Bu mücadelenin içinde yer alan kimi gerici eğilimleri eleştirmeyi ihmal etmeden, dayanışmasını sürdür. Eleştiri yapmamız Kürt demokratik mücadelesine desteğimizi sürdürmemizin önünde bir engel oluşturmuyor. Değerlendirmemizi başlıklar halinde sıralayalım:

1. HDK’nin hakkını verelim

HDK fikriyatı, uzun süredir tıkanmış olan sosyalist sol hareket ile eşitsiz biçimde büyüyen Kürt ulusal kurtuluş hareketini yan yana getirdi. Parti formatı olmayan bir demokratik zeminde buluşturdu. Bu haliyle HDK, tarihsel bir fırsattır.

HDK önerisi Kürt demokratik müca- delesinden, Abdullah Öcalan’dan geldi. Sosyalist hareketin ulusal kurtuluş hareketini destekleyen kesimleri için yeni ve demokratik bir örgütsel ilişki zemini olturmuştur. Buluşma kolayca gerçekleşmiştir.

Gezi İsyanı gibi toplumsal mücadeleler, HDK gibi bir örgütlenmenin siyasi önemini ortaya çıkarttı. Eğer sosyalist solda HDK daha çok kabul görseydi, Gezi İsyanı’nı karşılayabilseydi, isyan sırasında ve sonrasında düzeyi ne olursa olsun bir örgütlenme ilişkisi geriye kalabilirdi. Bu olmadı. Ancak iki yıl sonra 7 Haziran 2015 seçimleri birlikteliğin yakalandığını gösterdi. Parlamento tarihinde görülmemiş biçimde HDP listelerinden çeşitli sosyalist eğilimlerin temsilcileri de dahil 80 milletvekili parlamentoya girebildi. HDK, fikriyatı siyasi olarak test edildi.

2. HDK ve sosyalizmin çeşitlenmesi

Sosyalistlerin HDK’de yer alışı değerli. Sosyalist eğilimler her ne kadar sayıca ve toplumsal zeminde zayıf olsa da, tarihsel değerleri taşıyan önemli bir güçtür. Bu sebeple, belki sayısal ve toplumsal bir değer katmakta bugün için yetersiz olunsa da, Kürt demokratik hareketi de dahil sahadaki tüm ezilen kimlik, cinsiyet, mezhep ve tüm yaşam alanlarındaki mücadeleler sosyalist eğitimden geçerek bugünkü konumlarına ulaşmıştır.

Bugün sosyalizmin eksikliklerini, yetersizliklerini ileri sürüp yetersiz bulsalar da, düzen cephesinin ezip sömürdüğü tüm sosyal kesimlerin liderlerinin büyük bölümü sosyalist eğitimden geçmiştir. Şu meşhur ‘eski sosyalist’ hikayesi buradan doğuyor. Ama olsun: Sosyalizm bu nedenle hiçbir toplumsal hareketin gözardı edemediği, hesaplaşmaksızın yürüyemeyeceği bir yaygınlığa kavuştu. Bu nedenle tek bir sosyalizm anlayışı yoktur. Sosyalizm anlayışı çeşitlenmiştir. Sosyalist eğilimler kültür, kimlik, ulus, cinsiyet, özgürlük, ekoloji gibi eğilimlerinden karşılıklı olarak etkilenmiştir.

Ancak, HDK içinde bir ağırlık oluş- turmuyorlar ve olmaları gereken yerde durmuyorlar. Biraz yakından bakıldığında sosyalist bileşenlerin neredeyse tamamı HDP içinde yer almayı önemsiyor. Partide olmaya önem veriyor. Belki de milletvekili olmak bu yolla mümkün olduğu için bu böyledir. Bilmiyoruz!

3. Üçüncü dönem, yeniden HDK

8’inci genel kurulda HDK’yi yeniden kurmak fikri ortak görüştü. HDK’yi ‘kuruluş, gelişme-duraklama, yeniden HDK’ olarak üç döneme ayırmak mümkün. ‘Yeniden HDK’ adı verilen üçüncü dönem ikinci yılını doldurdu. Son iki yıllık sürecin ilk yılında ‘yeniden HDK’yi kuralım’ fikriyatı, eş- sözcülerin gayretiyle bazı örgütsel/ku- rumsal adımların atılmasını mümkün kıldı. HDK’nın genel merkezi ayrı bir mekan olarak düzenlendi, eğitimler vs. yapıldı.

Önceki yıllarda HDP’nin büyümesiyle önemsizleşen HDK, burjuva parlamentosunun baskısı altında silikleşen bir konuma evrilmişti. Öyle ki, HDP’nin doğduğu mecra olan HDK unutulmuştu. Üçüncü dönemde HDK görünür oldu. Bu çabayı önemsedik, destek olduk. Ancak iki yıl içinde gördük ki, pek bir ilerleme olmadı. AKP-devlet operasyonları bu dönemde arttı. Özellikle de Kürt demokratik hareketine destek veren Türkiyeli sosyalist yapılara yönelik baskılar yoğunlaştı. Eş sözcünün tutuklanması bunun bir ifadesi/mesajı oldu. Ancak bu siyasal iklime rağmen, sürecin ileriye taşınmasında öznel etkenler var: Nedir bunlar?

HDK giderek Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) paraleline düşüyor. HDP de HDK’nin işlerini yapmaya soyunuyor. Dolayı- sıyla birlirlerini işlevsizleştiriyorlar. Böyle olunca ‘siyasi iradesini prog- ram eliyle kurullara teslim etmiş’ parti yapılarında görülen ikameci yaklaşımlar egemen oluyor. Siyasi kültürümüze de uygun olan ikamecilik belirleyici oluyor. HDK sürecinin açmazları kestirme gibi görünen aidiyet ilişkileri üzerinden çözülmeye çalışılıyor. Kongre fikriyatı, birey katı- lımı, demokratik işleyiş ikinci plana itiliyor. Başta ‘zorunlu’ gibi görülen bu tedbirler zaman içinde siyasal yön- tem olarak karşımıza çıkıyor.

4. HDK fikriyatının eksiği

HDK, farklı olmayı birarada olmaya engel görmez. Bu olumlu yanıdır. Ancak her alan kendisini toplumsal değişim için tutulması gereken ana halka, başat güç, en çok ezilen sayıyorsa, mücadelede birlik nasıl olabilir? Birleşik Mücadele, aynı eksenli mücadeleleri birleştirebilir. Dağınık biçimde süren işçi mücadelelerini birleştirmek mümkün olabilir. Farklı kökenden mücadeleleri birleştirmek fiziken de siyaseten de mümkün değildir. En fazla bir eksende süren mücadeleyi desteklemek mümkün olabilir.

Örneğin işçi mücadelesini, diğer alanlar Kürt ulusal mücadelesi, kadın mücadelesi ya da Aleviler destekleyebilir. Mücadele eden alanın sesinin duyulması sağlanabilir. Ancak ortak mücadeleye dönüştürülemez, onların mücadelesinin öznesi yapılamaz. Ya da farklı mücadele alanları seçimlerde birleşebilir, nitekim bu oldu. Ancak sokağa çıkma konusunda birleşme nasıl olacak? Bunun için bütün alanları kesen üst bir talebe ihtiyaç var.

HDK’nin eksikliği tüm alanlara eşit mesafede olmasıdır, ortaklaşılacak zemini belirgin biçimde öne çıkartmaması, ifade etmemesidir.

Oysa tüm toplumsal alanların mücadelelerinde ‘sınıf’ vardır. Kürtlerde, kadınlarda, Alevilerde ‘sınıf’ var. Kendi içinde çıkarları da ortak değil. En alttakiler her zaman en keskin mücadelelerin kitle zemini oldular. Ama siyasete en alttakiler değil burjuva ulus, mezhep, cinsiyet siyaseti damga vurdu. Niyetlerden bağımsız olarak en alttakiler ‘burjuva’ politikalar için bir mücadele yürüttüler.

5. Üst dil ve acil program ihtiyacı var

9’uncu Genel Kurul, geçen genel kurulun ‘Yeniden HDK’ çıkışına destek vermek istiyorsa, program meselesine önem vermeli. Bu program hayatın tüm renklerinin taleplerini ifade edip, bünyede yer almasını teşvik etmekle ortak bir metne ulaşamaz. Program sokağı örgütleyecekse, esas olanı, ba- şat olanı öne çıkartacak biçimde ifade edilmelidir. Kriz arifesinde ekonomik yani sınıfsal talepler toplumda esas konu olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla eksenin oturması gereken zemin bu ekonomik ve sınıfsal taleplerdir. Bu eksenin etrafına diğer talepler özetlenerek konulmalı, böylece bütünleştirme yapılmalı.

Acil talepler formülasyonu tıpkı seçim zamanlarında olduğu gibi kitleyi en önemli konuya odaklayacak bir içeriğe sahip olmalı. Seçim sathı burjuvazi tarafından belirleniyor ve biz bu oyunu bozmak üzere tercih yapıyoruz. Ancak mücadele zemini için en önemli konunun seçimi, kendi eğilimlerimize, önceliklerimize, tercihlerimize göre yapılamaz.

Acil Talepler, kitlelerin asgari olarak ayakta durabilmesini sağlayacak taleplerdir. Bazı örnekler vermek gerekirse: En acil talep patronlara yapılan tüm teşvik ve yardımların durdurulması olmalıdır. Halka hizmet vermek üzere kamu sektöründe iş alanları açılmalıdır. İşten çıkartmalar yasaklanmalıdır. Kar ettiği halde işçi çıkartan büyük işletmeler kamulaştırılmalıdır. Büyük servetlere uygulan- ması gereken gerçek bir vergi sistemi getirilmelidir. İşçi ve emeklilerin ücret- leri örneğin 1000 lira artırılmalıdır.

Bu taleplerin etrafına demokratik ve özgürlükçü talepler dahil edilmeli.

En önemlisi ise, bu taleplerin hayat bulması şu veya bu partiye oy verilerek değil, birlikte mücadele ederek elde edileceğini söylememizdir. Özellikle ekonomik krizin giderek yoğunlaşacağı gelecek aylarda HDK’nin siyasi rol oynayabilmesi üst bir dil kurabilmesine ve acil talepleri formüle etmesine bağlıdır.

Herkese hayat şansı tanıyalım, gençliğe gelecek vaad etmek için birleşik mücadeleye çağrı yapalım!

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS