TKP’nin ‘komünist’ seçim beyannamesinde neden “Kayyum”, “Kürt” geçmiyor?

Türkiye Solu
Görünüm

Komünistlerin nasıl bir iklimde siyaset yaptıklarını önce hatırlatmamız gerekli. Steril bir ortamda, yani sadece patronların ve işçilerin olduğu bir toplumda faaliyet yürütmüyoruz. ‘Komünistlik’ çıplak biçimde iki sınıfın karşımızda mücadele ettiği iklimde yaşanmıyor.

31 Mart yerel seçimlerine girerken siyasi iklimin kodlarını çözmek, deşifre etmek, teşhir etmek çok daha önemli oluyor.

Türk siyasi ortamı

AKP-MHP gerici-ırkçı-sağcı bloğu Kürtleri, kadınları, işçileri ve sekülerizmi düşmanlaştırmayı seçti. İşçilerle ilgili ‘Ohal’i grevleri yasaklamak için uyguluyoruz’ diyerek sınıfsal kimliğini önceden göstermişti. Çıkardığı işçi düşmanı yasalarla, arabulucuk yasasıyla kendini gösterdi. Emeklilikte Yaşa Takılanlara karşı tutumunda karşımıza çıktı.

Beka sorunu, rabia ile işaret edilen ‘tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrak’ siyasetiyle kurulmak istenen baskı rejimi, ülkeyi yüzde 50-yüzde 50 bölmüş bulunuyor. Tekçilik, bölücüdür.

Türkiye cumhuriyetinin kuruluşunda dahi böylesine bir tekçilik ilk aşamada mevcut olmadı. İsmet İnönü Meclis açılış konuşmasında dahi ‘Türklerin ve Kürtlerin Meclisi’ diyebiliyordu. Tabi kısa sürede bu değişti ve Erdoğan’ın ilk ataları 30’ların, 40’ların Kemalizmi olmuştur.

Tekçi politikalar, ırkçı, mezhepçi, erkek egemen ve asimilasyoncudur. Bu eksende izlenen ideolojik ve siyasi politika, ister istemez egemen ulus olarak Türkleri ayrımsız ortak eder. Her Türk komünisti ister istemez, adıyla müsemma olan devletin kültürel ve ideolojik izlerini taşıyacaktır, o taşımadığını iddia etse dahi ezilen ulusun, kadının, Alevinin gözünde gerçek budur.

Tıpkı, her erkeğin kadınların gözünde onu diğer erkeklerden ayırmasına yetecek bir güven oluşumuna kadar, pozitif bir ayrımcılığa ihtiyaç duyması gibi. Sonrasında da hep tetikte kalması icap ettiği gibi... Kürtler de Türk komünistleri karşısında güven duyacak aşamalardan geçip tedbiri (güvensizliği) elden bırakmamak zorundadır.

AKP tekçi zihniyetiyle Alevilere de düşmandır. Bunu şimdilik açıkça ifade etmiyorsa da, ‘Tunceliden gelip CHP’nin başına oturdu’ diyerek Kılıçdaroğlu üzerinden Dersim Katliamını, Alevi düşmanlığını hatırlatıyor. Bütün Alevi katliamklarında, Sivas katliamında ülkücü-islamcı militanlar yer aldılar.

Erdoğan 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşüne katılan binlerce kadının özgürleşmesine tahammül edilmediği için cinsiyetçi, ezan yuhalandılar, ıslık öttürdüler diyerek de sünni islamcılığın katı savunucusudur. Sekülerizme izin vermemektedir.

Komünist tutum

Komünistlerin siyasi tutumu sadece işçileri savunmakla sınırlı değildir. Sınıf mücadelesi içinde tüm ezilen sınıf ve katmanların devlet eliyle uğradığı zulmü açığa çıkartmak zorundadır. İşçi kitlelerini ‘fabrika dışından’ bilinçlendirmekle yükümlüdür.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) bu siyasi koşullarda laikliği, kadın haklarını, Aleviliği kısmen görürken, Türk devletinin aşil topuğu Kürt halkını görmezden geliyor. Onların yaşadığı zülmü görmüyor. Kürt illerinde belediyelerin kayyumlardan geri alınması konusunda dahi destek vermiyor, aday çıkartıyor.

Dersim özelinde yerel bir güç olan Sosyalist Meclisler Federasyonu adaylarını listesine alarak, kayyum karşısında HDP adaylarını zayıflatmayı komünist bir politika sayıyor. Komünistler bu tür politikalarla Kürt halkıyla güven ilişkisi kurabilir mi?

İçinde kayyum, Kürt demokratik hareketinin siyasi temsilcilerinin uğradığı tutuklama, baskı ve zulüm görülmeden bir seçim beyannamesi olabilir mi? Olursa buna “komünist” beyanname denebilir mi?

TKP, ‘aynı gemide değiliz’ sloganını seçmiş ancak işçiler konusunda sermaye sınıfıyla aynı gemide olmadıklarını varsayabiliriz, ki şüphelidir ancak Türk egemen sınıflarının Kürt düşmanı politikaları karşısında sessizce geçiştirerek, görmezden gelerek destek vermektedir.

TKP adaylarının açıklandığı toplantıda TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan konuşmasının hiçbir yerinde Kürtlerden, kayyumdan söz etmedi. Okuyan "TKP bu seçimde sesini güçlü çıkaracak, çünkü halkın sesi olacak. Bu halkın örgütlülüğünü, birlikte hareket etme gücünü arttıracağız. Devrimci belediyelere herkesin saygı duymasını sağlayacak bir atmosfer oluştu. Bir görevimiz bu örnekleri arttırmak. TKP bu düzende dahi halkçı bir belediyeciliğin olacağını, bu düzenin sınırlarını zorlayabileceğini gösterecek. TKP bu seçimde oylarını da arttırmak zorunda. Bu sefer bunu da becereceğiz. 1 Nisan'da insanlar evet umut var diyecek, böyle değerlendirdikleri bir seçim olacak. Bu iddiayla hareket edeceğiz" dedi. Hepsi bu...

TKP’nin seçim beyannamesi enternasyonalist değil ulusalcı bir komünizmden esinlenmiştir. Bu sebeple de geleceğin enternasyonalist komünizmini temsil etmemektedir.

İşçilerin Sesi Gazetesi, Mart 2019

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS