Fabrikalardan Haberler - Ekim

Fabrikalardan
Görünüm

Gıda, tekstil, taşımacılık işyerlerinden haberler...

GIDA

İşçiye gelince para yok...

G. Kemerli

Havalar soğudu, bazı bölümler çok soğuk, halen kışlık kıyafet verilmedi. Her yıl aynı aynı sorunu dile getirmekten işçi bıktı, patron işçiyi soğukta çalıştırmlaktan bıkmadı.

İşçi söylemeye, söylenmeye devam ediyor. Hastalansak izin almamız bir dert bir de raporlu olsak bile yevmiyemizin kesilmesi ayrı dert . Zaten aldığımız maaş az, bir de vergi kesintisi üstüne gelmediğin gün kesildimi o ay işçinin durumu vahim.

Her ay ayrı bir makina alınıyor. Yenei bölümler hatta satış mağzaları açılıyor. Patronun onlara parası var. Ama işçinin iki kuruş maaşına göz dikiyor.

Önceden gönüllü mesayiye kalanlara akşam servis yok diye yol parası veriliyordu. Şimdi göstermelik servis koydular bir bölgeye bir servis var uğramadığı durak yok. Böyle dolanınca eve varmak saatler alıyor. Servis dolanıyor diye doğru düzgün kimse de binmiyor.

Bu plansızlığın sebebi İnsan Kaynakları. İnsan Kaynakları patrona yaranmak için yapmadığı yalakalık yok. Sadece insan kaynakları mı beyaz önlüklü? İdari kadro da onlardan az değil. Yalakalıkta adeta yarışıyorlar.

Bölümlerde işi ve makinaları saat başı takip eden teknikerler var. Bunlar işi değil işçiyi takip ediyorlar. Paydoslarda beş dakika geç kal hemen ustalara  yetiştiriyorlar. Kendileri paydoslarda erken gidip geç geliyorlar akşam çıkış saatine on dakika önceden yüzlerini okutuyorlar. Bunlara  birşey denmiyor işçiye gelince hemen uyarılıyor.

Bunu herkes bilmeliki konumun ne olursa olsun sen bir işçisin. Yalakalıkla şimdilik bir yerlere gelebilirsin, geldiğini düşünebilirsin hatta patrona da yarana bilirsin, ama patronun işine gelmedimi kapının önüne konulursun! Yine de işçi size, yakanızın rengine bakmadan destek çıkar.Herkes bunu böyle bilip ona göre davranmalı. Sonra hem patron kazançlı çıkar hem de yüz yüze bakamaz oluruz.

 

TEKSTİL

İşçiler için iyi olan şeyleri çoğaltmalıyız

M.ARASLI

şteri işçilerle tek tek konuşmak istediği söyedi. Kesimhane şefi hemen yanında çalışan işleri uyardı mesaiye kalmıyoruz diyorsunuz.

Kesim için dışardan yevmiyeci getiriyorlar, müşteri yakalayınca günlük sigorta yapmaya başladılar. Mesai değil sabahlamaya bile kalınıyor. Herşey güzel mutluyuz havası estiriliyor.

Cumartesi öğlene kadar mecburi çalışma vardı müşteri temsilcisine bu söylendi işveren için rapor hazırladı. Cumartesi fazla çalışma var şirket politikamıza aykırı dendi. Cumartesi çalışma kalktı ama o işçi arkadaş işten çıkartıldı. Gerekçe işyerinin huzurunu bozuyorsun dediler. Biraz geçimsiz bir işçiydi ama 1 yıldır sorunsuz çalışmayı biliyordunuz.

İki aydır maaşlar geç veriliyor işçiler kendi aralarında konuşurken çok hak arayan var, ama şef ya da müdür sorduğunda herkes sessiz. Sanki hiç maaşlar meselesini aramızda konuşmamışız gibi bir hava esiyor.

Zaten maaşlar bin 500 ile 2 bin lira arası. İşçi o kadar yalnız o kadar örgütsüz ki ne yapacağını bilmiyor. Birilerinin haklarını gelip almasını bekliyor. İşçiler etrafında hak arayıpta alan örnek olmadığı için hep kaybetikleri örnekler karşılarına çıkıyor.

Ne sendikalar ne sol partilerden işçilerin yaralarına derman olacak hareket, çaba yok. Bu sadece çalıştığım işyerine has bir özellik değil. Bir çok işyeri böyle ve işçiler birbirlerinden etkileniyor. İyi şeyler olduğunda da etkisini çabuk gösteriyor. İşçiler için iyi olan şeyleri harekete geçirmek gerekiyor fazla geç kalmadan, haklarımız hepten hiç olmadan, yeni haklar kazanmalıyız.

 

TAŞIMACILIK

Hava-İş’te psikolojik savaş

Serdar İKİZ

11-12 Kasım’da yapılacak genel kurul için delege seçimleri tamamlandı. Genel Merkez üyelerin yüzde 30’uyla 215 delegeye sahip oldu, uçuş işletme sendika üyelerinin yüzde 70’ini oluşturmasına rağmen 85 delegede kaldı.

Bu koşullarda sayısal olarak kongre sonucu ortadadır: Genel Merkez genel kurulu alacaktır. Ancak sorun bundan sonrası için yaşanacak. Eğer uçuş işletmenin seçtiği delegeler yönetime alınmazsa, üye çoğunluğunun kendi başının çaresine bakmak üzere arayışlara girmesi gündeme gelecektir.

Sendika tüzüğündeki adaletsizliğin ya da demokratik bir hakkın genel merkez lehine kullanılmasının yol açtığı bu sayısal sonuç şu sebeple oldu: Hava-İş tüzüğü delege seçimlerini her işyerinden bir delege ve ardından üye sayısının delege sayısına bölünmesinden de kalan delegelerin hesaplanmasını öngörüyor.

İşkolları tüzüğü değişmeden önce tüzüğün bu maddesi işçilerin aleyhine kullanılamıyordu. Ancak işkolları tüzüğü değişip, havacılık taşımacılık işkoluna alınınca ortaya THY dışından taşımacılık işkolundaki işyerlerinden bier üye olunması da o üyeleri delege yapmaya yeterli oldu. Böylece ‘kamyoncular’ diye hitap edilen delegeler ortaya çıktı ve Hava-İş Sendikasının ana üye gövdesi delege sayısı bakımından azınlıkta kaldı.

Diğer sendikaların tüzüklerinde ise, sendikanın faaliyet yaptığı ya da toplu sözleşme yaptığı işyerlerinden delege seçilir ibaresi var. Bu sebeple işyerinde üye çoğunluğu ve toplu sözleşme yetkisi olan işyerlerinden delegeler seçilip geliyor. Hava-İş’te ise toplu sözleşme şartı yok ve her işyerinden bir üye de olsa delege gelmesi mümkün! Böylece genel merkez bu tüzük hakkını kötü niyetli biçimde kullanarak, Hava-İŞ’in ana gövdesinde temsil edilmediği halde, hatta uçucu olmadığı halde sendikanın genel başkanı, yöneticisi olabiliyor.

7 sayfalık cevap

Sendika genel merkezi muhalefetin sendikaya yönelik eleştiri ve suçlamalarına dair, 27 maddelik ve 7 sayfayı bulan bir açıklama yaptı. Kimi havacılık sitelerinde çıkan haberler hakkında ise, 7 dava açtığını ilan etti. Açıkça saldırı içeren bu yazı, kaptanları ‘biz neyin içine girmişiz’ dedirtip, şok etmeye yönelik hazırlanmış. Zaten yazı da uçuş işletme delegelerinin tezgaha getirildiğini ispat etmeye yönelik kaleme alınmış.

Genel Merkez, tüzük adaletsiz ben ne yapayım, ben tüzüğe uydum... diyor ve devamla siz ama küfür ediyorsunuza getiriyor.

Genel Merkezin iddialarına cevap vermek bizim işimiz olmasa da, İskender Çarkçı kaptanın liderliğindeki listedeki toplam 85 kişi, çoğunluğu kaptan olan uçucular, böylesi bir saldırı karşısında neye uğradıklarını şaşıracak, biz neyin içine düştük böyle demeleri sağlanacak tipte bir atmosferin içinde kendilerini bulacaklar.

Psikolojik savaş muhtemelen uçucu delegelerin genel kurula gelmemeleri, gelseler de kamyoncuların ve sendika badigartlarının baskısıyla yüzyüze geleceklerdir. İskender Çarkçı kaptan geri adım atar mı, listesine sahip çıkar mı, bu kavgayı yüklenip götürebilir mi? Bilmiyoruz ama umuyoruz!          

Facebook'ta İşçilerin Sesi