İşyerlerinden... Fabrikalardan

Mücadele
Görünüm

Gıda, tekstil, plastik ve taşımacılık işkolundan haberler

 

GIDA

Hep patron bizden özveri bekliyor...

Yeni yıl yaklaşıyor mesailer ve 12 saatlik vardiyalar başladı. Her yıl başında mesaiye kalmak için kağıt imzalatıyorlar. Bazı işçiler mesaişe kalmak istemedi ve kağıtları imzalamadı. O zaman zorunlu mesai yoktu idareden kimse bir şey demedi. Şimdi işler yoğun, mesailer başladı, imza atmayan işçileri idare tek tek aşağıya çağırıp bir aylığına mesayiye kalın bizi idare edin diyerek diller döküyor. Yine de çoğunluk imzalamadı ama imzalayanlar da oldu.

Patronun işine gelirse bizim varlığımızı hissediyor. İşler az olunca gönüllü mesaiye kalanlara yemek bile verilmiyor ama toplu mesaiye kalınca 4 çayında poğaça veriliyor.

Zorunlu olarak mesaiye kalınca işçi acıkıyor da gönüllü olunca acıkmıyor mu? Zorunlu veya gönüllü kesaide yine patrona çalışmıyor muyuz? Patron isterse yapıyor istemesse yapmıyor.

Yasal olarak kadın işçileri gece vardiyasında 12 saat çalıştırmak yasak ama iş yoğun olunca patron yasaları falan dinlemeyip kendi çıkarını dayatıp 12 saat çalıştırıyor. Kadın işçiler ustalara ne kadar itiraz etseler de usta ben bir şey yapamam idare aldı bu kararı deyip üstünü kapatıyor.

Uzaktan vardiyaya gelen kadın işçilere bile servis verilmiyor, gece vakti iki araba deyiştirip gelen işçi var. Zaten servis sorunu oldum olası çözülmedi. Sözde tur şirketini değiştirdiler daha iyisi olsun ama daha da berbat oldu. Akşam ayrı bir servis alıyor sabah ayrı.

Geçen akşam mesaiden çıkan kadın işçiler servise binmiş servis şöförü almamiş indirmiş işçiler de geç saatte evlerine yürüyerek gitmiş. Sabah insan kaynaklarına söylediler onlar da göstermelik bir toplantı yaptı zaten insan kaynaklarındaki zat neye el atsa onun eline yüzüne bulaştırıyor. Patrona yaranmak için kendi işi hariç her işe burnunu sokmaktan geri kalmıyor.

Patrona kendimizi ezdirmemeliyiz. Bizim değerimizi ona hissettirmek için birlik olmalıyız.                          

G. KEMERLİ

 

TEKSTİL

Gelen gideni aratıyor...

Patron 11 ay önce arkadaşını müşteri temsilcisi diye işe aldı. Muhteremin ilk icraatı öteki müşteri temsilcilerini işten çıkartmak oldu. İşveren 3 temsilciyi işten çıkarttı. Böylece gücünü gösteren yeni müşteri temsilcisi, ‘vay be’ dedirtti, oldukça karlı duruma geçti.

Sonra yeni müdürle birlikte yasaklar başladı. Günlük çalışma saatinden tutunda işçilerin öğlen içiceği çaya kadar her şey altüst oldu. Sonunda onunda kullanma süresi doldu ve işten atıldı.

İşyerine denetlemeciler geldiğinde işçilerle konuşunca burda çok fazla kadro değişikliği oluyor bu da bize istikrar hakkında şüphe duymamıza yol açıyor dediler.

Şimdi artık avans ortadan kalktı, maaşları ayın 20’sinde alırsak iyi diyoruz. Müdür maaş konusu hariç her şeye karışır karar verirken maaş da benim yapacağım birşey yok, diyerek kıvırıyor. İş verilen atölyenin maaşları ödeniyor bizlerin maaşları bir hafta sonra ancak veriliyor.

Son derece sinir bozucu bu duruma daha ne kadar dayanabiliriz, kimse bilmiyor.

M.ARASLI

 

TAŞIMACILIK

TİS farkalrı ödendi ama...

2017 yılı başında Hava-İş Sendikası ile THY yönetiminin yaptığı protokole göre toplu sözleşme zam farklarının ödenmesi 2018 yılına ve şirketin 100 milyon dolar kar etmesine bağlanmıştı. Zam farklarının ödenip ödenmeyeceği epey konuşuldu. Farklar ödendi ama vergiler sebebiyle 5 bin 400 lira olan fark, 3 bin liraya indi. Böylece yıl içinde peyder pey vergi dilimine girilmek suretiyle maaştan yapılan kesintiler, topluca yapılmış oldu. Öyle ki bir kabin çalışanından bu ay kesilen vergi tutarı 4 bin lirayı geçti.

Oysa ki THY yönetimi isteseydi bu farkları ikramiye gibi vergi dışı bir biçimde ödeyebilir ve çalışanların bir yıldır yaptığı fedakarlığa olumlu bir yanıt vermiş olurdu. Ama nerede öyle bir THY yönetimi...

Sendika seçimleri tamam ama huzursuzluk hat safahada

Kasım ayının ilk haftasında yapılan sendika seçimlerinin baştan belli olan sonuçları karşısında, özellikle kokpitte sendika yönetiminden rahatsızlık tavan yapmış durumda. Muhalefet listesinin 85’inden neredeyse 70’i kaptanlardan oluşuyordu ve bu da kaptanlar ile sendika merkezi arasında bir gerilimin açığa çıkmasına yol açtı.

Bu gerilim bazı kaptanların sendikayla işbirliği yapmasıyla kısmen kokpit içi hesaplaşmaya dönse de kendisini sendikaya üye olarak hissetmeyen çok sayıda çalışan var.

Bu durum ‘yeni bir sendika’ kurulması da dahil birçok yeni tartışmaya da yol açıyor.

Yeni bir sendika ilk akla gelen olsa dabunun hayli meşakkatli bir süreç olacağı çok açık. Bu süreci yürütmek için maddi gücün yanısıra güçlü bir çalışan desteğine ihtiyaç var.

Ancak yine de kaptanların sendika yönetiminin ceberrut, tepeden ve havacılık camiasına yakışmayan lüks, israf ve nobranlıkla yürüyen tutumuna dur demek için yapacakları şeyler var.

Kademe kademe yaptırımlar içeren bir planlamayla sendika THY yönetimi üzerinde çalışanların rahatsızlığını gözönüne getiren tutumlar ortaya konabilir.

Sendika üyeliğini dayanışma aidatı seviyesine düşürmek, sendikadan tüzük değişikliği yaparak adaletli bir delege dağılımıyla seçimlerin yenilenmesini istemek vb. gibi adımlar atılabilir. Her adım sendikanın vereceği veya vermeyeceği cevaba göre yeniden planlanarak demokratik bir sendikal yapının hazırlığı ama Hava-İş ile ama Hava-İş’siz hazırlanabilir.

Bu sebeple farklı muhalif kanatların biraraya gelmesi ve ortak bir hareket planı yapmaları elzemdir                                

Serdar İKİZ

 

PLASTİK

Tek çözüm örgütlenmek

Merhaba arkadașlar, ben Bursa'da plastik fabrikasında altı aydır çalıșan bir ișçiyim. İş yerimizde o kadar çok sorun var ki çalıșma koșulları esaret verici düzeyde. Yıllardır uygulanan brüt maașlar asgari ücrete sabitlenmiș halde duruyor.

Asgari ücretin üzerine çıkılmıyor. Maaș ödemelerinin sabit bir günü yok. Ayın onu ile yirmi beşi arasında esnekliğe sahip. Maașlar az olduğu için ișçiler zorunlu olarak mesai yapmak zorunda kalıyor. Çalıșma saatlerimiz haftanın altı gününde onar saat.

On saatin üzerine çıktığımız zaman mesai sayılıyor. 08:00/16:00 vardiyasında öğle yemeği yirmi dakika, sabah ise beş dakika çay molası var. Mola ve dinlenme süreleri çok kısıtlı. On iki saat mesai yapanlar için de aynı mola süresi geçerli. Çalıșma saatlerinin uzaması mola sürelerini uzatmıyor. Sabit asgari ücret maașı dıșında herhangi bir sosyal yardım söz konusu değil.

İş kıyafetlerinde de sorun var; iș yeri sadece bir adet iș kıyafeti vermekte, kıș ayı gelmesine rağmen hâlâ yaz mevsiminden kalma kıyafetler ile çalıșmaktayız. Birçok arkadașımız kendi iș kıyafetlerini kendileri almak zorunda kalıyor.

İş güvenliğimizi sağlayacak herhangi bir iş aracı yok. İş güvenliğine dair herhangi bir șey yok, yani anlayacağınız Allaha emanet çalıșıyoruz. İş yerinde bir gün devamsızlık yaptığımızda iki günlük ücret kesintisine maruz kalmaktayız. Servis sadece belli bölgelerden geçiyor, servis durağına gidebilmek için ekstra toplu ulașım aracı kullanmak zorundayız. Eğer servis kaçarsa, toplu ulașımla fabrikaya ulașmak mümkün değil. Servis ișini emekliler yapmakta, böylece SSK'sız çalıștırılmaktadır. Sade servis ișini yapmamakta ekstra olarak, fabrikanın nakliye ișlerinde de çalıșmaktalar.

On iki saat çalıșan servisçiler, asgari ücretin altında maaș almaktalar. Vardiya amirleri sürekli bașımızda beklemekte ve moral bozan psikolojik baskıya maruz kalmaktayız. Bu yașadığımız sorunlar sadece bizim iș yerimize özgü değil, birçok fabrikada aynı problemler yaşanmaktadır. Bunun nedeni, biz ișçilerinin örgütsüz olușudur. Örgütlenmeden asla bu problemleri așamayacağız.

Bursa'dan  bir plastik ișçisi

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi