Ohal’de mücadeleyi işçiler öğretiyor...

Mücadele
Görünüm

Zonguldak maden işletmesinde çalışan işçilerin iki günlük işyerini terk etmeme eylemi, Ankara’yı harekete geçirdi.

Türk-İş Genel Başkanı, Enerji, Çalışma bakanları, işçilerin üyesi olduğu Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) yöneticileri biraraya gelerek, işçinin tepkisine sebep olan, torba yasada 58’inci madde diye geçen düzenlenmeyi değiştirdiler. ‘TTK’nın devlet işletmesinde bulunan kısımları hariç’ ibaresi konulmasını sağladılar. Kutluyoruz.

İşçiler eylemlerini sendika yönetimine rağmen gerçekleştilrdi. Nitektim 24.00-08.00 vardiyası işyerini, yani yerin 250 metre altndaki karanlık, havasız koridorları terk etmeyince, gündüz vardiyası işyerine giremedi, kapıda beklemek zorunda kaldı.

4 bin maden işçisinin bin kişiyi bulmayan öncü bölüğünün kararlı tutumu, bir haftadır sendika yönetiminin sert konuşmalarına rağmen uygulamaya geçmediği ‘aşağıya ineriz, işyerini terk etmeyiz, aşağıda OHAL yok ya’ söylemini, laf olmaktan çıkarttı, fiiliyata geçirdi ve sonuç aldı.

GMİS Başkanı işçilerin eyleminin duyulmasının ardından ‘sendikamızın böyle bir eylem kararı bulunmuyor’ açıklmamasını yapmıştı. Böyle bir açıklama işçileri yalnız bırakan, kaderlerine terk eden çok bildik sendika bürokratı tutumu ifade ediyor. Ancak işçi birliğini bozmadı ve yalnız kalsa da bu yolda yürüdü ve sonuç aldı.

Kuşkusuz, özelleştirme politikasından hükümet vazgeçmemiştir. Sadece taş kömürü havzasında devletin işletttiği yerlerde özelleştirme durdurulmuş görünüyor. Daha önce özel şirketlere ihale edilmiş sahalarda, Zonguldak dışındaki yerlerde yasa geçerli olacak.

İşçiler özelleştirmenin ölüm demek olduğunu 301 madencinin Soma’da ölümünden iyi biliyorlar. Sadece işleri için değil, yaşamları için bir mücade veriyorlar.

Geçtiğimiz ay içinde Lüleburgaz Şişecam fabrikasında üretim kısıtlaması yapılarak işten çıkartılan ‘90 Trakyalı’, 20 gün süren eylemleri, yürüyüşleri ve valiliğin OHAL yasaklarına rağmen sonuç aldı ve 90 işçi Şişecam şirketinin Eskişehir fabrikalarında işe alındılar. Cam işçileri de sendika genel merkezinin mücadeleden kaçmasına rağmen başarı sağladı.

Metal Fırtına adını alan ve geçen toplusözleşme döneminde Türk Metal sendikasının ihaneti sebebiyle 50 bin otomotiv işçisinin sendikadan istifa etmesine yol açan eylemleri hatırlarımızda. Renault işçileri bu mücadelenin öncüsü olmuşlardı. Patronların örgütü MESS, hükümet, valilik ve hata Cumhurbaşkanı işçilerin karşısına dikilmişti.

Renault işçileri kendi göbek bağlarını kendileri kestiler ücretlerini iyileştirmeyi başardılar ve sürmekte olan şuan yeni sözleşme görüşmelerine oturan sendikalarına da büyük bir gözdağı verdiler.

Bütün bu eylemler OHAL koşullarında toplumu saran karabasa ortamında, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, gazetecilerin, aydınların tutuklandığı hatta sokak hareketlerinin geri çekildiği, medyanın suspus olduğu, sosyalist kurumların kapatıldığı veya salonlara sıkışıp kaldığı koşullarda, mücadele etmenin zemini ve sırrını işçiler öğretiyor.

Yalnız bu örnekler değil, tek etek işyerleirnde devam eden işçi direnişleri var: Kod-A, DHL, İzmir belediye, Akkim kimya vb. yanı sıra KHK’lara karşı haftalardır süren işe iade eylemleri var.

Özetle OHAL koşullarında ve genel baskı ortamında siyasi partilerin binalarının kapısından burnunu çıkarmakta zorlandıkları şartlarda, işçiler mücadeleyi öğretiyor.

Bu sadece bugün için geçerli değil: 100’üncü yılını kutladığımız 1917 işçi devrimi de, sömürü ve baskı toplumuna son verecek mücadelenin işçi sınıfının eliyle mümkün olduğunu gösteriyor.

AKP’ye, OHAL’e, kapitalist sömürüye, kadınların ezilmesine, Kürtlerin ulusal inkarına, Alevilerin uğradığı ayrımcılığa karşı mücadele etmek isteyen herkesi işçi sınıfı içinde birleşmeye ve devrimci mücadeleye davet edelim!

İşçilerin Sesi Gazetesi, Sayı 68, Kasım 2017, Başyazı

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi