İşyerlerinden, fabrikalardan haberler

Mücadele
Görünüm

Tekstil, gıda, metal ve taşımacılık işkolundan haberler...

 

TEKSTİL

İş kazası değil, üretim baskısı

M.ARASLI

Modelhanede çalışan bir işçi iş kazası geçirdi. İşyerinde geçen ay asıp kesen müdür gitti, yenisi geldi. Yeni müdür yeni müşteriye numune yetiştirmek için acele etti. Modelhanede çalışanlar tabii ki, işin tamamından sorumludur ama her işi yapacaklar diye birşey de yok.

Nitekim, kuş gözünü ilikçiye götüren işçi, taşeron ilikçiden ‘öğleden sonra makineyi açarım’ cevabını aldı. Saat 14.00’te gel dedi. Modelhane sorumlusu ise, ‘bu iş 14.30’a kadar müşteriye gitmesi lazım, müdür bize kızacak, bu işin mutlaka gitmesi lazım’ diye işçiye baskı yaptı. 

Modelci yeniden ilikçiye gittiğinde bu sefer saat 16.00’da gel, işi veririm dedi. Bunun üzerine makineye işçi arkadaş oturdu. İlik düğmeci profesyonel, makinelerin sensörlerini iptal etmiş. Dolayısıyla sensör çalışmadığı için modelci işi baskıya verirken iş kayıyor ve kalıp işaret parmağının üstüne düşüyor.

Olay, iş kazası olarak kayda geçti. Ancak işverenin derdi o değil. İş Güvenliği uzmanının belirlediği sağlık uzmanı şef işçiyi hastaneye götürürken, işveren vekilleri, muhasebeci işçinin işyerini şikayet edip etmeyeceğini öğrenmek için durmadan telefonla arıyordu.  İşyeri yönetiminin terk derdi ceza alıp almayaca konusuydu.

İş kazası parmağın kopan kısmının dikilmesiyle son buldu. Doktor 30 gün istirahat verdi. Şikayetçi olmaması için baskı sürüyor. Patron şikayet edilip edilmeyeceğinin işçi arkadaş ise, dikişlerin ne sonuç vereceğinin derdinde.    

GIDA

Birbirimizle tartışmak yerine birlik olmalıyız

G.KEMERLİ

Bayram geliyor siparşler yetişecek diye bazı bölümleri her gün mesayiye bırakıyorlar. İş çok işçi az yetişmiyor. Sadece işçi sayısı yetersiz değil hamur tankları, ekipman vs de yetersiz. Yeni fabrika üretime geçti ama imalat yine aynı düzende çalışıyor. İşçi kendini paralasa da iş yetişmiyor.

İdare o kadar plansız iş yapıyor ki, bedelini işçi ödüyor. Ramazana bir hafta kala bütün bölümler mesayide dediler. 19 Mayıs’ta mecburi mesayi yaptırdılar. Onun mesayi ücretini değil de normal saat ücretinden verdiler. Üç gün mesaili çalışıldı imallattan hamur yetişmeyince vazgeçildi. Zaten mesai kalmak ayrı bir eziyetti.  Servisler ayarlanamıyor, saat dörtte simit veriyorlar ama zamanında gelmiyor... Herşey allak bullak oldu. 

İnsan kaynaklarının işi bu aksaklıkları düzeltmek ama bunlardan hariç her işe burnunu sokuyor. Gönüllü mesaiye kalan işçiler var ama onlara 4 çayında birşey verilmiyor. Zorunlu mesaiye kalan işçiler acıkıyor da gönüllü mesaiye kalan işçi acıkmıyor mu? Patron nerden kısacağını şaşırıyor. Bir ay oruç tutan işçi var ama yemek parasını bile vermiyor ya da bayramlarda verilen yarım maaş ikramiyeyi senesi dolmayan işçiye vermiyor.

O kadar çok sorun varki saymakla bitmiyor. Bölümlerden çıkan işçiler var ve onların yerine işçi alınmıyor. Çıkan işçinin işini de diğer işçiler yapıyor. İş yetişmeyince de işçi kendi arasında tartışıp birbirini suçluyor. Asıl suçlu patron ve onun yalakaları. Biz bunun farkında olmalıyız bir birimizle tartışmak yerine birlik olup hakkımızı aramalıyız. 

 

METAL

Türk Metal işçiyi denetimi altında tutuyor

Tarık GÜL

Altı ay sözleşmeli çalıştım sözleşmem doldu, çıkardılar tekrar çağırıp altı aylık sözleşme yaptılar. İki aya yakın bantta çalıştım şimdi bölümümü değiştirip otomasyon bölümüne yani atölyeye aldılar. Alırken ‘biz seni sen de bizi dene eğer anlaşabilirsek senle burda çalışmak istiyoruz’ dediler. Tekniker olarak genelde elektirik elektronik mezunlarını alıyorlar ama benim okuduğum bölüm farklı yine de işe aldılar. Tekniker olduğumu sekiz ay içinde ancak fark ettiler. 

Şimdi ise yedi kişilik bir ekip olarak çalışıyoruz: 2 mühendis, 3 usta ve 2 tekniker. Bin 500 kişilik fabrikanın makina bakımını ve de arızasının bakımı yapıyoruz. Şimdilik kadroya daha geçirmediler maaşta da bir değişiklik yok. Sadece çalışma saatleri değişti. Gündüz vardiyasında sabah 08.00 akşam 17.30 çalışıyoruz. 

Her bölümde olduğu gibi burda da ustaların baskısı var, işin yoğunluğu yine aynı,  sorunlar aynı... Fabrikanın akibeti ise, belli değil ne zaman taşınıp taşınmayacağı bilinmiyor. Bütün işçi bu durumdan rahatsız ama ses çıkaran da yok. Çünkü sendika Türk Metal, işçiyi patron namına kontrol ediyor.

 

Çelik-İş yönetiminin sefaleti ve THY Teknik AŞ örneği

Seyfi ADALI

Çelik-İş Sendikası sendikal yapısı ve izlediği siyaset gereği Teknik AŞ çalışanlarının düzeyine erişmiyor. Teknik AŞ işçileri her bakımdan sendikanın seviyesinin çok üstünde ve bu durum bir iç gerilimin de nedeni. 

İşçilerin ödedikleri aidat ve sendikadan beklentileri yüksektir. Daha önce Hava-İş Sendikasının doğrudan genel merkezine bağlı olan işçiler, şimdi Çelik-İş’in bir şubesinin üyesidir. Bunun anlamı, bir genel merkez hizmetini görememeye yol açıyor.

Şube olarak kısıtlı olanaklarla Teknik AŞ’nin 7 bine yaklaşan sayısına hizmet götürmek olanaksız. Bu durumda ya şubenin olanakları genişletilecek ve işçiye hizmet götürülecek ya da şubenin büyümesi önlenecek ve işçilerle değil işverenle sendika işi yürütülecek. Şubenin olanaklarını genişletmek ise, bir genel merkezin hiç de isteyeceği bir hamle olmayacaktır. Bu durumda şube büyüyecek ve aynı oranda genel merkez büyümediği için doğal bir rakip ortaya çıkacak.  Çelik-İş Havacılık şubenin geleceğine dair sendika genel merkezeinin öngörüsü ve politikası şubeyi daraltmak, ilişkileri genel merkeze çekmek biçiminde olmaktadır. İşçiye hizmet gidecekse bunun genel merkez eliyle yürütülmesi isteniyor. Çünkü diğer şubelerde durum budur. 

Şubeler bir toplusözleşmede inisiyatif bile gösteremeyecek durumdadır. Hatta şube başkanı şubesini bile yönetemez, eğer genel merkezin onayı yoksa adım atamaz. Bu durum işkolunun ikinci büyük sendikası konumuna gelen Çelik-İş bünyesinde büyük bir kırılmanın, patlamanın yol taşlarını örmeye yaramaktadır. 

Çelik-İş’in diğer senidkalardan geri kalmayan ihtiyaçları var: Demokratik bir işleyişe, sendika gibi faaliyet yürütmeye, buna uygun işyeri temsilcisi, sendika şube yöneticisi, uzman kadroya ihtiyacı var. 

Çelik-İş bugüne kadar izlenen politikalarla yönetilemez. Bugün olmazsa yarın Türk Metal’in yaşadığı alt-üst oluşları yaşamak zorunda kalacaktır. Bu gelişmeleri öngörmlek için kahin olmaya gerek yok. Sadece işçi sınıfının çıkarları güden politikalara izin vermek, yol açmak gerekli. Bu ise, Çelik-İş genel merkezinin düşünce dünyasıyla uyumlu değildir.

Geriye sendikanın kötü yönetildiğini gören ve düşünen temsilci, şube yöneticisi, işçi ne varsa kafa kafaya verip bu sorunu çözmek üzere harekete geçmesine bağlıdır. Şube kongreleri ve genel merkez genel kurulu 2018 yılının ilk çeyreğinden sonra yaşanacağı düşünülürse, sürecin hangi yönde ilerleyeceğini hep birlikte göreceğiz.  

Taşımacılık

THY’de çalışma şartları her geçen gün ağırlaşıyor

Serdar İKİZ

Toplusözleşme gereğince, mevcut genelge ve yükümlülüklerde yapılacak değişiklikler, çalışanların aleyhine yorumlanamaz, çalışanların zararına olacak yeni düzenleme ve genelgeler yayınlanamaz. Bu bir toplu sözleşme hükmüdür (TİS mad. 95). Ancak THY yönetimi toplu sözleşmeyi ve çalışanların haklarını hiçe sayarak yeni yönetmelik ve genelgeler yayınlamaktadır.  Üstelik bunlara uymayan çalışanlardan ücret kesintisine gidilmektedir.

Apaçık ki, THY yönetimi ne TİS’e bağlı kalıyor ne de sendika yönetiminden çekiniyor. Sendika yöneticilerine ‘bizim çocuklar’ diyerek THY’yi çiftlik gibi yönetmeye kalkıyor. Ne yorgunluk ne uçuş emniyeti umurlarında. 

Ancak yıl sonunda sendika genel kurulu olması sebebiyle, sendikanın kendisini göstermesi gerekiyor. Her ne kadar Haziran ayına girmemeze ve delege seçimlerinin yaklaşmasına rağmen henüz farklı bir aday listesi de yok. Mevcut yönetim belki bunun da rahatlığıyla fiilen birşey yapmıyor ve ‘son ikaz’ gibi laflarla işvereni ‘sözünde durmaya, söz namustur’ demeye getirerek boş laflar ediyor. Sanki işveren bu yaptığının ne anlama geldiğini bilmiyormuş gibi.  Sendikayı arayanlara verilen cevap ‘programı rahatlatmak içir çalışma yapıyoruz’ türünden. Sanki bir iş yapıyorlarmış gibi...

Çalışanlara bildirilmeden yapılan düzenlemeye göre, Ekip Planlama ‘çift boş ve zaman boşu’ seçeneğini kaldırmıştır. Böylece ‘ard arda 3 boş’ seçeneği yok olmuştur. Böylece daha az çalışanla daha çok iş çıkartma politikası havacılık işkolunun özellikleri ve uçuş güvenliği hiçe sayılarak bozulmuş oluyor. Öte yandan kabin memurları günü vesilesiyle dağıtılan anahtarlıklar da bayağının bayağısı. Binlerce kabin görevlisine sadece bin adet anahtarlık yapılmıştır.

THY çalışanları 2016 yılının kriz faturasını toplu sözleşmede tadilat yapılarak 2018’de ödenmek üzere ücret zamlarının yüzde 1,5’e düşürülmesini kabul etmişti. Yani fedakarlıksa fedakarlık. Buna karşılık THY yönetiminin tutumu tüm faturayı çalışanlara kesmek oluyor. Belki toplu çıkış yapmıyorlar ama THY’yi Pegasus’a çevirecek her adımı atıyorlar.

Şirket büyüdükçe büyüyor ve bu hep çalışanların omuzuna basarak mümkün oluyor. Çalışanlar bunun karşılığını ne THY yönetiminden ne de sendika yönetiminden görüyor. Yaşanan olumsuz deneyimler, beş yıl önce yaşanan 29 Mayıs eylemi ve 305 işçinin işten çıkartılması süreci, ardından kötü yönetilen grevle birlikte THY çalışanları özgüvenlerini sarstılar. Şimdi harekete geçme konusunda daha temkinliler. Ancak korkunun ecele faydası yokmuş. Dün metal işçileri, bugün cam işçileri kendi sahalarında başarılı mücadelelere imza attıkları gibi, THY çalışanları da kendi sahalarında başarıya imza atabilirler. Mücadele eden işçilerin söylediği gibi ‘Dünya yerinden oynar, işçiler birlik olsa’. 

Gücümüzün farkına, bilincine varalım, dayanışmaya, birlikte mücadeleye inanalım. 

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi