İşsizlik ve pahalılığa karşı... Haklar ve özgürlükler için: Birleşelim!

Mücadele
Görünüm

Bu yılın başında Merkez Bankası, yıllık enflasyon tahminini 2 puan artırdığında, 2017 yılının nasıl geçeceği aşağı yukarı belli olmuştu. Ardından aylık enflasyon rakamları açıklanmaya başladı ve her ay bir önceki ayı aşarak devam etti. 

Yıllık enflasyon yüzde 12’ye ulaştı. Daha da önemlisi düşük ücretlilerin tükettiği sebze-meyvede enflasyon yüzde 22 oldu. Asgari ücret AGİ dahil edilerek yüzde 8’e yakın arttığı düşünülürse enflasyonla birlikte ücretlerin nasıl eridiği daha iyi görülecektir. 

Üstelik, asgari ücretle nasıl yaşanabilir ki? 

Türk-İş’in Nisan ayı “açlık-yoksulluk” araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) bin 518 TL, gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 4 bin 944 TL oldu.

Ücretlerin düşüklüğü kaarşısında enflasyonun ağırlığı iki kat daha etkili oluyor. Yaşam seviyesi düşüyor. 

Pahalılık ve enflasyon tek başına üzerimize gelmiyor. Yanı sıra işsizlik de var. İşsizlik rakamları artış gösteriyor. Resmi rakamlara göre işsizlik oranı yüzde 13, işsiz sayısı 4 milyona yaklaştı. Kuşkusuz bunlar resmi işsizlik rakamlarıdır. Kayıt dışı çalışanlar ve tarım alanlarında çalışanlar hesaba katılırsa, işsizlik çok daha büyüktür.

Bir işçi işsizlik ve pahalılık karşısında kendisini korumak için ne kadar fazla mesai yapabilir ya da patronların, şeflerin, ustaların baskısı karşısında susabilir? Bir yere kadar bu mümkündür ve isyan etmesi kaçınılmazdır. Hakkını aramak için mahkemelere başvuracak ya da sendika üyesi olup diğer işçi arkadaşlarıyla birlikte mücadeleye girişecektir. 

Eğer o ülkede hukuk, adalet ve hak arama özgürlüğü, seendika özgürlüğü varsa bunları kullanarak işsizlikten ve pahalılıktan kendini koruyacaktır.

İşte tam da bu noktada, kabinenin en temiz yüzlü, işinden başka pek birşeyle uğraşmaz görünen ve Amerika’dan özel istekle Türkiye’ye getirilip Maliye Bakanı yapılan Mehmet Şimşek’in açıklaması geldi. Bakan bey, hepimizin yüzüne bakarak “Hukukun iyi işlediği ülkelerde kâr marjı düşük oluyor" dedi. 

Bu apaçık ki, patronlar kârlarını hukuksuzluk hüküm sürüyorsa artırabilirler. Hukuk, adalet, özgürlükler gelişmiş ülkelerde işçilerin çalışma koşulları, ücretleri, iş bulma olanakları, işsizlik paraları daha iyi durumdadır. Nitekim Avrupa ülkelerindeki durum budur.

Türkiye tarihine de bakalım: Sendikaların en gelişmiş halleri, işçilerin en iyi ücret alabildikleri yıllar özgürlüklerin en gelişkin olduğu tarihlerde mümkün olmuştur. 1965-70, 1975-80 arası böyledir.

İşsizliğe ve pahalılığa karşı mücadele aynı zamanda haklar ve özgürlükler için mücadeledir. Herkese iş, insanca yaşayacak ücret için referandum sonrasına bırakılan kıdem tazminatı fonu ve taşeron işçiliğin sözleşmeli biçimiyle devamına karşı işyerlerinde her seviyede örgütlenip mücadele etmeliyiz. 

İşçilerin Sesi Gazetesi Mayıs 2017, Sayı 62 Baş Yazı

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi