İşyerlerinden... Fabrikalardan - Mayıs 2017

Mücadele
Görünüm

Gıda, metal ve tekstil işkolundaki işçilerden haberler...

GIDA

İşçi olmazsa patron çok da bir işe yaramıyor! 

G.KEMERLİ

Bayram yaklaştıkça siparişler de artıyor. İşçi alınıyor ama yine de yetersiz. Zaten işe gelen işçi de fazla durmuyor ya işin yoğunluğundan işten çıkıyor ya ustaların baskısına tahammül etmiyor ya da az para çok çalışma diye çıkıyor. Gelen işçi bir ay içinde gidiyor. Fabrikanın kapısındaki iş ilanı hiç eksik olmuyor. 

İş başvurusu yapanlar genelde orta yaşta ve kadın işçi alıyorlar. İşin yoğunluğundan bazı bölümlere ikili vardiyaya döndü. Vardiyaya kalmayan bölümlere ise, mesai koyuldu. Paket ve dekor bölümlerine zorunlu mesai var. Diğer bölümlerde ise işçiler gönüllü mesaiye kalıyor. 

Mesaiye kalana ne yemek ne de servis veriliyor. Sadece 2 lira yol parası veriliyor. Yol parası ay sonunda kaç gün kaldığı hesaplanıp öyle verilecekmiş.  Patron hem yemekten hem de servisten kâr ediyor. Şmdilik bu duruma ses çıkarılmıyor. Bir kaç kişi konuşsa bile onu da fazla dikkate almıyor idare.  Paket ve dekor bölümü yıl başında “mesaiye sınırsız kalma” sözleşmesini imzalamamıştı bazı işçiler çeşitli gerekçeler göstermişti. Ustalar ve idare imzalamayanın kendi bilir deyip kestirip atmıştı. 

Şimdi işler sıkışınca kalmayan işçilere rica ederek kalır mısınız, iki ay bizi idare edin, size ayrı bir sözleşme imzalatırız hatta isterseniz sadece hafta içi kalın isterseniz cumartesi kalın ama bizi iki ay idare edin, çok sıkışığız demeye başladılar. İşçi hem paraya ihtiyacı var hem de bilinçsiz. Tamam deyip kabul etti. Bazıları hafta içini bazıları da hafta sonunu kabul etti. Ek sözleşme imzalattılar. 

Patron işine nasıl gelirse öyle davranıyor işçinin taleplerini o zaman reddedenler şimdi işçiye muhtaç oldu. Demek ki bizler olmasak patronlar çok da bir işe yaramıyor; bizim emeğimizi sömürenlerden daha bilinçli ve daha birlik olup hakkımızı almayı öğrenmeliyiz. Başka yolu yok! 

METAL

Sözleşmeli çalışma esas olmuş

Tarık GÜL

İşyerine altı aylık sözleşmeli girmiştim, sözleşmem bittikten sonra işten çıkardılar ve bir hafta sonra tekrar çağırdılar. Altı aylık tekrar sözleşme imzalattılar. Yaklaşık iki aydır çalışıyorum.

İş yerinde aynı sıkıntı ha bu gün ha yarın taşınacak. Söylentiye göre 8’inci ayda komple taşınacakmış. Zaten bizi işten çıkarırken de taşınacak diye çıkartmışlardı. İşçi tedirgin ve kafası karışık. Taşınacağı yere gidecek miyiz yoksa çıkacak mıyız diye idareden bir açıklama bekliyorlar. 

Açıklama yok ama sendikacılar işveren gibi açıklamalar yapıyorlar. Kadrolu işçilerden kimseyi çıkartmayacağıız, gelmek isteyen işçileri de götüreceğiz. Fabrikayla birlikte yeni yere gitmek isteyen işçiler kendi imkanlarıyla şimdiden gidip orada ev tutmaya başladılar bile.  Patron her şeyde kârlı, tazminat vermeden kurtuluyor işçiden. Yeni yere giden işçinin de hiç bir masrafını karşılama sorumluluğunu almıyor. Ne kadar sözleşmeli işçi varsa onların zaten ne yıllık izinleri ne tazminat sorunu var onları çıkarmakta onlara göre sorun yok.  Bu sistem, sözleşmeli çalışma bütün işçi haklarını tırpanladı. Patronlar da bundan faydalanıp işçiyi iyice köleleştirdi. İşçi örgütsüz hak arayan yok sözde sendika var ama işçiye faydası yok, ancak aidat topluyor. Ne patronun bizi sömürmesine ne de sendikacıların işçiyi istismar etmesine izin verelim. Birlik olup haklarımıza sahip çıkalım. 

TEKSTİL

Yalakalar değişse de sonları hep aynı

M.ARAS

Müşteri temsilcisi kendini kuru fasulye gibi nimetten sayıp iş yerinde kendince yeni kurallar koydu. Adı daha verimli üretim nasıl yaparız? Artık bir makineci işe başlarken saat tutulacak kaç saate işi kesti, kaç saate dikim yapıldı, kaç saate ütüsü yapıldı. Makineci işin kesim ve ütüsüne karışmaz. Bir kesimci bir ütücü olması gerekir. 

Burada işçiden tasarrufa kaçıyor her işi makineciye yıkıyor. Neymiş zaten iş az oluyormuş, makineci boş duruyor işler sıkı değil diye ama bu dedikleri 1 yıl önceydi. Şimdi işler açıldı yeni kumaşcı, fasoncu, nakışcı aldılar; ütücü kesimci yok. 

Beyfendi patrona yaranmak için taklaları atmaya başladı. İşbaşı yapalı 2 ay oldu yerine geldiği adam da en az bunun kadar taklacıydı. Onun sonu belli oldu bunun sonu da aynısı olacak. Ne kadar yalaka olurlarsa olsun, sadece o yanına yalakalığı kâr kalacak. 

Aklınca “işçi kaytarıyor aldığı parayı hak etsin” derdinde. Sabah 8:30 akşam 19 cumartesi öğlene kadar çalışma var. Verdikleri para 1500 ile 2000 lira arasında. Sanki kendisi aldığı parayı çok hak ediyor da 5000 lira maaş alıyor. 

Kendi iş eksiklerini hatalarını bir alttakine yıkmakla işin içinden sıyrılacaklarını sanıyorlar. Yalakalığın sonu bellidir. İlk kendileri işlerinden olurlar. Tabii arada birkaç işçinin ekmeğinden oynadıktan sonra. 

Eğer biz birlik olursak, bu yalakaların ekmeğimizle oynamalarına fırsat vermeden, onların kapıya konduklarını görebiliriz.  

İşçilerin Sesi Gazetesi Mayıs 2017, Sayı 62

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi