Herkese yüzde 30 zam! Savaşa hayır!

Mücadele
Görünüm

Hükümet sözünden dönmezse, asgari ücret net bin 300 lira olacak. 13 yılı geride bırakan bir hükümetten, çok geç kalınmış bir karar. Yıllarca düşük ücrete çalıştığımızın itirafı. Tabii ki, bin 300 lira elimize geçmeden bu söze inanacak değiliz.

Nedeni basit: Başbakan, seçim öncesinde taşeron işçilerin kadroya alınacağı söylüyordu. İşçilerin kadroya alınacağı hükümet programına girmedi. Politikacı lafı olarak kaldı. Oy almak için yapılan vaatlerin, iktidar olunca unutulduğunu biliyoruz.

Hadi diyelim, hükümet çevreleri çok iddialı konuştukları için bu zammı yaptılar. Bu gerçek bir artış sayılabilir mi? Biraz daha yakından bakalım.

Bu 300 liranın en az 100 lirası (yüzde 10) zaten her yıl yapılan zamdır. Geriye 200 lira kaldı.

Ücretler sayısal olarak yükselince, daha vergi dilimine girilecek demektir. Eylül gelince bin 300 liramız 70 lira azalacak!

Ardından elektrik, doğalgaz zamları; patateste, pirinçte, yağda fiyat artışları gelecek. Belki bu zamlar verileni alıp götürecek kadar yüksek olacak.

Başka mı? Patronlar başlayacak ağlamaya; işler bozuk, üretim azaldı diyecekler. Yüzde 30 zam yapamayız, işçi çıkartırız diyorlar zaten. Hükümet onların hemen yardımına koşacaktır; eminiz! Patronlara destek gecikmeyecektir. Vergilerini düşürecekler, teşvik verecekler. Hangi paradan? Tabii ki bütçeden; yani bizim cebimizden belki en az yüzde 10 patronlara geri ödenecektir.

Bitmedi: İstikrar olsun diye oy isteyen hükümet, şimdi savaş tamtamları çalıyor. Kaosun, felaketin en büyüğüne kapı aralıyor. Rusya ile içine girilen sürecinin faturası işçi sınıfına kesilecektir. Rusya ekonomik ambargo uygulayacağını açıkladı. Dolar fiyatı yeniden yüksiyor.

Ortadoğu bataklığına Türkiye’yi dahil eden hükümet, önce “milli birlik ve beraberlik” çağrısı yaparak ırkçılığı ve mezhepçiliği kışkırtacak. IŞİD’e çalışacak. Kürt ve Alevi halkının yaşadığı mahallelere baskılar artacak; ardından kemer sıkma kararlarını devreye sokarak, elimizde avucumuzda ne varsa geri alacaktır.

Hükümetin ve patronların umurunda mı? Onlar 3-4 ay bize bu konuyu konuşturup kendi aralarında pazarlık yapacaklar; kredilerini, teşviklerini artıracaklar. İşçilere de bin 300 liranın hayaliyle 3-4 ay oyalanmak düşecek.

Gerçekçi olalım: Bu düzende bize sahici ücret artışı vermezler. Verdiklerini enflasyonla, bütçeden patrona verilecek teşviklerle geri alırlar.

Gerçek bir ücret artışı mı istiyoruz? O zaman Bursa’daki Reno işçileri gibi birlik olup haklarımızı patronlara dayatmamız gerekir. Tüm Türkiye’yi Reno gibi yapmazsak, çay kaşığıyla verdiklerini kepçeyle geri alırlar.

Öyleyse, ücretlerimizi politikacıların eline bırakmayalım. Gerçekten satın alma gücümüzü artıracak, enflasyona yol açmayacak ve patronlara teşviklerle geri ödenmeyecek ücret zammı için, Bursa Reno işçisi gibi birlik olmalıyız.

Bu birlik, aynı zamanda hükümetin Türkiye’yi savaş macerelarına sürüklemesini önlemek için de gereklidir.

Gıda İşçilerinin Sesi Bülteninden...

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi