Zonguldak: Madenciler özelleştirmeye karşı ayaklandı

Sendika
Görünüm

Zonguldak Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) yüzyılı aşkın bir geçmişe, tarihe sahip. Bugüne kadar 5 bin işçi bu madenlerde canını vermiş bulunuyor.

Büyük mücadelelerin yaşandığı 1989-1990 yıllarında Turgut Özal’ın madenleri kapatma dayatmasına büyük madenci yürüyüşü eylemiyle yanıt vermiş bir gelenek var. Özal’a ‘Çankaya’nın şişmanı işçi düşmanı’ diyebilen bir işçi sınıfı.

Ancak AKP ve önceki hükümetler özelleştirmeden yana tutum alıyorlar, TTK’ya gerekli yatırım ve istihdam şartlarını yaratmayarak, şirketin bilerek zarara uğramısına gözyumuyorlar. Böylece, zarar eden bir şirket olarak TTK’nın kapatılması veya özel sermayeye devredilmesi gündemde hep yerini koruyor.

AKP ve önceki hükümetler büyük sayıda işçi barındıran işletmeyi bir seferde alt edemeyeceklerini anlayınca, özelleştirme sürecini yıllara yaydılar. İşçi sayısını azalttılar ve norm kadro sayısını bile doldurmayan eksik üretim yani zararına çalıştırdılar.

1990 yılında 34 bin 349 olan işçi sayısı, 2006 yılında bin 120, 2009 yılında 3 bin  işçi alınmasına rağmen, 2010 Aralık itibarıyla işçi sayısı 10 bin 488’e indirilmişti. Bugün ise, bu sayı bugün 7 bin 500.

AKP özelleştirmek istiyor

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen torba yasa tasarısının 'TTK ile Türkiye Kömür İşletmeleri, uhdelerinde bulunan maden ruhsat sahalarını işletmeye, işlettirmeye, bunları bölerek yeni ruhsat talep etmeye ve bu ruhsatları ihale etmeye yetkilidir' şeklindeki 58'inci maddesi, işçinin tepkisini çekti. Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS), tekilerini Madenci Anıtı önüde düzenlediği basın açıklamasıyla ifade etti. Basın açıklamasına yaklaşık 4 bin maden işçisi ile birlikte CHP’li vekiller katıldı.

İşçiler, 'Madenci feneri sönmeyecek', 'Madenler bizimdir satılamaz', 'İşçiyiz haklıyız kazanacağız' dediler. GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci "2004 yılında taşeron uygulamasına karşı çıktık. 'Madencilik tarihinde görülmedik kazalara neden olabilir' dedik, eylemler yaptık. Bizi dinlemediler ve zorladılar. İnşaat şirketine madende iş verdiler. 2010 yılında Karadon'da 30, 2013 yılında Kozlu'da 8 arkadaşımızı kaybettik. Yazık günah değil mi? Hiç olmayacak yerlerde kazalar yaşandı. Sonra Zonguldak'ta büyük bir miting yaptık. 'Emeğe saygı, taşerona hayır' dedik. Hükümeti uyardık. Biz, TTK'da taşeron faciasından kurtulduk ama Soma'da 301 arkadaşımızı koruyamadık. Çünkü bizi dinlemediler ve madencilik sektörü kâr hırsına yenildi. Buradan hükümete, siyasi iktidara sesleniyoruz; 58'inci maddeyi tasarıdan çıkartınız. Buradan 550 milletvekiline sesleniyoruz; Lütfen Meclis Genel Kurulu'nda 58'inci maddeyi kabul etmeyiniz. Biz üretmek istiyoruz, insanca çalışıp, insanca yaşamak istiyoruz" dedi.

Maden ocağından çıkarak kömür karası yüzü ve iş elbiseleriyle eyleme katılan 9 yıllık maden işçisi 37 yaşındaki Ayhan Saraç da "Biz üretmek istiyoruz. Ekmeğimize sahip çıkıyoruz. Biz 58'inci maddenin geri çekilmesini istiyoruz. Ocaktan çıkıp eyleme geldim. Bütün arkadaşlarım özelleştirme istemiyoruz. Soma ve Ermenek'teki özel sektör facialarını biliyoruz. Özelleştirme olursa iş kazaları artar" diye konuştu.

CHP'li Haluk Pekşen de "Rusya'ya 4 milyar dolar kömür parası ödeyip de burada kendi işçisini yoksulluğa, el kapılarına mahkum eden siyasal anlayışın çözüm üretmesini beklemek mümkün değil. Hükümet işçiyi ciddiye alsın. Zonguldak'ı ciddiye alsınlar. Zonguldak maden işçisi helal kazançlarının hesabını sormaya başladığı gün emin olun başka bir dünya kurmayı başarırlar" dedi.

OHAL’e rağmen mücadele

Maden işçilerinin eylemlerini OHAL bahanesiyle engelleme girişimleri de var. Sendika buna da dikkat çekiyor: “OHAL’le tehdit edenlere bir şey söylüyoruz… Yer üstünde OHAL olabilir ama yerin altı bize ait. Eylemlerimizde en son aşamasına geldiğimizde, inşallah bununla karşılaşmak zorunda bırakılmayız, ama gerektiğinde 7 bin 500 maden işçisiyle birlikte yerin altına kendimizi kilitleyeceğimizi ve isteklerimiz yerine getirilinceye kadar çıkmayacağımızı ifade ediyoruz. Bıçak kemiğe dayandığında bunu yapacağımızı herkes iyi bilmeli.”

Kuşkusuz GMİS’ten yapılan açıklamalar cesaret verici. Ancak tayin edici olan işçilerin bu mücadeleye ne kadar hazır olduğudur. Sendika genel merkezinin niyetinden bağımsız olarak, işçilerin mücadeleyi kendi özörgütlerini, komitelerini kurarak güçlendirmeleri gerekli. Eğer sadece sendikanın açıklamaları caydırıcı olsaydı, 25 yılda işçi sayısı 35 binden 7 bin 500’e düşmezdi.

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi