Hava-İş Genel kuruluna doğru –Serdar İkiz

Sendika
Görünüm

Hava-İş sendikası genel merkezi, 28’inci Genel Kurulun 11-12 Kasım’da yapılacağını duyurdu. Bu genel kurul, 25 yıllık Atilay Ayçin iktidarına son veren işveren destekli Reform Hareketi’nin yönetime getirilmesinin ardından yapacağı ilk kongre olacak.

Ali Kemal Tatlıbal 3 yıllık yer hizmetlerinde THY çalışanıyken babasının AKP milletvekili olması sebebiyle reform hareketine başkan adayı yapıdı ve Hamdi Topçu yönetiminin delegelere karşı kullandığı zor ve  baskısıyla seçildi.

Aradan geçen 4 yıl içinde sendika yönetiminin yaptığı tek şey Abant Otellerini zengin etmek oldu. Adına işçi sağlığı iş güvenliği toplantıları verilen turistik seyahetlerde binlerce işçiyi tatile götürdüler. Bir de 3’üncü havalimanına yakın bir yapı kooperatifi kuruluşuna ön ayak oldular.

Ancak daha da önemlisi kendileri ve kendi gelecekleri için yapıp ettikleridir. Sendika bir mafya bürosu gibi çalışmaya başladı. Sendikanın binasının eğitim salonu katı genel başkan odası yapıldı. Genel başkanın etrafı silahlı korumalarla çevrildi, her sendika yöneticisi belinde silahla dolaşır oldu. Başkan tuvalete gittiğinde bile kapısında bir koruma bulunuyor.

Birlikte yönetime geldikleri kişilerden 3’ü istifa etti ya da disiplin kurulu kararıyla yönetim kurulundan atıldı.

Kongrenin belirsizliği

Hava-İş THY’de örgütlü bir sendika. Çalışma Bakanlığı işkollarında yaptığı düzenlemeyle Hava-İş Sendikası ‘taşımacılık’ işkoluna geçti. Böylece hava, kara, deniz taşımacığılında çalışanların da üye olabileceği bir sendika oldu.

Türk-İş bünyesinde Demiryol-İş, Tümtis, Denizciler Sendikası ne ise, Hava-İş de o oldu. Bu şu demek: THY dışından da üye yapabilir hale geldi. Basında ‘kamyoncular’ diye geçen ve havacılık bünyesi dışından sendikaya üye ve delege yapılması konusu buradan kaynaklanıyor.

8 Eylül itibariyle İstanbul Anadolu Şube ve Ankara Şube genel kurulları yapılacak. Bu genel kurullar daha önce 400 sendika üyesinden az işçiyle yapıldığı için, üyelerin katılımıyla yapılıyordu. Şimdi ise, Anadolu Şubede belirgin olarak görüldüğü gibi, taşıma üye ve delegeyle şube kongreleri delege seçimi suretiyle yapılacak.

Tüzükte yer alan her işyerinden 1 delege çıkartılması, toplu sözleşme yapılmasa bile o işyerinden delege çağrılmasını öngörüyor. Böylece çeşitli nakliye şirketlerinde birer üye yapılmak suretiyle o üyeyi de delege yaparak toplanacak şube kongrelerinde muhalif şubelerin (İstanbul Anadolu ve Ankara) merkez yönetimin eline geçmesi sağlanacak.

Nitekim genel merkez çeşitli taşımacılık şirketlerinden ve sadece kendisinin bildiği birer üye yapmak suretiyle şube kongrelerine delege taşıyor. Mevcut şube yönetimleri kongreye getirecek delege bile bulamıyorlar.

Merkez şubeleri önce garanti altına alıyor. Kamyoncu tabir edilen delegelerle şube kongreleri topluyor, bu kongrelerde THY çalışanlarını üst kurul delegesi olarak seçilmesini sağlıyor. Böylece üst kurula gelecek delegeler arasında şubelerden gelen kamyoncu olmayacak ama kamyoncular THY çalışanlarını delege seçecek!

Diğer yandan İstanbul yakasından çok sayıda ‘kamyoncu’ gelecek gibi görünmektedir.

Uçuş işletme ve adaletsiz delege dağılımı

Hava-İş’in 21.500 üyesi var. Bunların 19.500 THY’de. THY için de de 15.500 kişiyle uçuş iylekme başkanlığında çalışan var. Yani pilot ve kabin çalışanları.

Hava-İş genel kurulu 300 delegeyle yapılacak. Delege dağılımı doğal delegeler (genel merkez yönetimi ve denetleme kurulu) ve her işyerine birer delege dağıtıldıktan sonra, kalan delege sayının 21.500’e bölünmesiyle elde edilecek anahtar sayıya göre her işyerine düşen delege sayısı ortaya çıkacak.

Geçen kongrede, 4 yıl önce uçuş işletmenin 98 delegesi vardı ve çalışan sayısı 10 bin civarındaydı. Şimdi sayı yarı yarıya arttı ancak çıkacak delege sayısı henüz açıklanmış değil. Genel Başkan bir röportajda 90 ile 100 arasında olduğunu söyledi ama 85 delege çıktı. Uçuşta çalışan sayısı arttı, delege sayısı düştü!

Geçen kongrede olduğu gibi, Hava-İş’in toplam üye sayısının (21.500) 15.500’ünün bulunduğu uçuş işletmeye (yüzde 72) delegelerin yüzde 35’i bile düşmüyor. Böyle olunca sendikanın ana gövdesi sendika yönetiminde temsil edilmemiş oluyor. Sendikanın kimyası bozuluyuor ve ortaya tabanı temsil etmeyen bir sendika yönetimi çıkıyor.

Geçtiğimiz kongrede de Atilay Ayçin yönetimi kamyoncu delege 25 kadar getirmiş ve kendini garanti altına almaya çalışmıştı.

Bu kongrede de aynı kural işleyecek. Ali Kemal Tatlıbal ekibi bunu daha da planlı yaparak kendilerini seçecek bir delege düzenlemesi yapıyorlar.

Kaptanlar öne çıkıyor

Hava-İş tarihinde kaptan pilotların sendikayla ilişkisi her zaman oldu ancak sendika şartlarıyla alınan üçretler arasındaki uçurum pilotların sendikada profesyonel çalışmasına hep engel oldu. Teknisyenler bu açığı kapatmıştı. Ancak Teknik Aş işkolunun metal sayılması sebebiyle Hava-İş’ten ayrılınca sendikacılığın kaynağı da kurudu.

Kabin ve kokpit hiyerarşisi içinde ise, kabinin sendikada öne çıkma ihtimali zayıf olduğundan kokpitin devreye girmesi kaçınılmazdı ve öyle oldu.

İşverenin özellikle kokpitte bir etkisi olmadığı için, hatta uçuş işletmenin profilinde AKP profilinin yaşama, üreme şansı olmadığı için, buralardan kendine yakın aday henüz çıkartamıyor. Onun etki alanı genel müdürlük, bilet satış, kargo, yer işletme, Anadolu, dış istasyonlar vb....

Şimdi rol alma sırası kokpitte...

Zeytin Dalı: Eski hesapların yeni adı

Sendika yönetimine kaç listenin çıkacağı bilinmiyor ama tek liste olmayacağı açık. Genel Merkez listesi ve belki 3 muhalif liste daha. Ya da muhalefetin tek listede buluşması sağlanabilir.

Zeytin Dalı adıyla bir grup ortaya çıktı. Yeni değil. Geçen seçimlerde Emek Meclisi adını kullanıyordu. Emekliliğine pek az kalmış bir kaptan pilot olan İskender Çarkçı’yı aday yaptığını açıkladı.

Zeytin Dalı, Sefa İnan’ın yönetiminde Airline havacılık sitesine yazar olarak alınan Ali Gülçiçek’in 22 Haziran tarihli yazısının finalindeki mesaj. Bir zeytin dalı gerekliymiş. O da İskeder Çarkçı oldu.

Emek Meclisi bir önceki genel kurulda işverenin desteklediği Reform Grubu lehine seçimlerden çekilmişti. Şimdiki görevi ise, uçuş işletme seçimlerini alarak sendika yönetimiyle pazarlığa oturmaktan başka birşey değil.

Yani geçmiş hesapların bakiyesinin yeniden görülmesi üzerinden bir kaptanın aday yapılması sözkonusu.

İşçiler pasif direnişte

Havacılığın ana gövdesi, sendikanın yüzde 72’sini temsil eden, aidat gelirlerinin ise, yüzde 90’ından fazlasını ödeyen uçuş işletme çalışanları olayları izlemek istemiyor, izleyenler ise işten atılmak korkusuyla geri çekiliyor. Ya da mevcut alternatifleri yeterince güvenilir bulmuyor ama kendisi de birşey yapmıyor.

Uçuş işiletmede siyasi olarak THY yönetiminin hiçbir itibarı yok. Neredeyse her çalışanın yakasında Atatürk rozeti var. İtibarıszı ikinci yapı ise sendika. Ancak kendilerinde de silkelenip ayağa kalkacak bir güç görmüyorlar. Hem 305 işçinin atıldığı basın açıklaması olayı hem de grev deneyimi en diri olan emekçileri bile moral bozukluğuna sevk etti ve bunun etkisi sürüyor. Bu da Atilay Ayçin’in mirasıdır.

Diğer yandan ağır çalışma koşularına rağmen ücret ve sosyal statü bakımından THY kabin çalışanlarının henüz kaybedecekleri var. Kokpitte ise, kaptanların kayıpları ücretleriyle kıyaslandığında artıyor.

Bu kritik eşikte 4500 kaptan 11 bin kabin çalışanı arasında birbirine güvenen bir ekibin çıkması gerekiyor. Ancak çalışma şartları böyle bir ekibin yanyana gelip bir oluşum oluşturmasına bile engel. Bir uçuş ekibinde yanyana gelenlerin belki bir yıl sonra biraraya gelebildiği bir çalışma biçimi var. Birbirini tanıma ve güvenme, ardından sendika gibi meseleleri konuşmak epey zor, zaten ilgi de yok.

Engelli bir koşu

2009 kongresinde 146-146 kalan Ayçin ve Gökkusağı Hareketi hakim kararıyla bir oyun geçersiz sayılması suretiyle Ayçin’in kazanlasıyla sonuçlanmıştı. Gökkuşağı Hareketi o kongreyi liderliğinin taktik hatalarıyla kaybetti.

Ayçin ekibi yeniden yönetimi alabilmek için eylemlere, greve başvurdu ama başarısız oldu.

2013 kongresinde işveren Ayçin’den kurtulmak istedi ama Gökkuşağını da istemedi ve kendi adayını çıkardı ve kazandı.

2017 kongresinde Ayçin yok. Yönetimde işverenin desteklediği ekip var. Onlarda etraflarını silahlı korumalarla çevirmiş gangster bir ekip. En yakın çalışma arkadaşlarını bile bir kalepde çizdiler, yönetimden attılar.

Bu kongrede merkeze karşı çıkacak aday kokpitten, kaptanlardan çıkarsa, dimdik durabilirse bu kongresi sayısal olarak kazanır mı bilinmez ama, kabin ve kokpit emekçilerinin geleceği üzerinde söz sahibi olabilir. Bu sebeple birleştirici ve merkeze karşı toparlayıcı bir aday olmalı. Merkezin operasyonunu alt edecek olan tek seçenek budur. Çalışanların geleceği için mücadele ve programa sahip bir aday. 

İşçilerin Sesi Gazetesi, Eylül 2017

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi