Fon yararlı olsaydı referandumdan önce yasalaşırdı: Kıdem Tazminatı hakkını inatla korumalıyız...

Sendika
Görünüm

Kıdem tazminatı 42 yıldır yani 30 gün olduğundan beri (daha önce 15 gündü), büyük sermaye tarafından sık sık gündeme getirildi ama işçi aleyhine bir düzenleme 12 Eylül askeri darbesi eliyle yapıldı.

Kıdem tazminatına ‘tavan’ getiren düzenlemeyi saymazsak, tam ve yasal olarak yapılamadı. Kıdem tazminatı hakkı işverenlerce tehlikeli ve çözümü zor bir denklem.

Yasal olarak işçinin neredeyse tüm haklarında (esnek çalışma, güvencesiz çalışma, kiralık işçilik vb.) tırpanlama yapıldı ama kıdem tazminatı hakkında yapılamadı. Fakat, fiili olarak kıdem hakkının başına gelmeyen kalmadı. Kıdem tazminatları çoğunlukla yasal sınırda ödenmedi, düşük hesaplandı, tastiklendirildi. İşçi için ulaşılabilir olamadı.

Kıdem tazminatı, işçi sınıfının en önemli ve elinde kalan son haklarından biridir. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında yaşanan olağanüstü koşullarda bile kıdem tazminatı hakkı ortadan kaldırılamamış, bu hakkın kullanımını kısıtlayacak bir fon düzenlemesine gidilmemişti. Tehlike 42 yıldır gelip, giden iktidarların işçinin mücadele ederek elde ettiği bu hakka karşı vereceği tepkinin büyüklük ya da küçüklüğünü ölçememelerinden kaynaklanıyor. Patronlar için de iktidar için bu bir muamma. 

Kıdem tazminatı işçi, emekçiler ve onların ailelerini etkileyen önemli bir hak. İşçi çalışırken yaşadığı yıpranma payı, patronun işçi çıkarırken dikkat etmesi gerek bir engel kısacası işçilerin iş güvencesi.

15 yıllık AKP iktidarında da kıdem tazminatı her dönem gündemde ilk sıralarda yerini korudu. En son Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “İnşallah önümüzdeki dönemde alınterinin hakkını koruyan bir kıdem tazminatı fonunu paydaşlarımızla birlikte anlaşarak çıkartacağız" dedi. 

Bakan, "Tazminatlarda düşüş yok diyebilir miyiz" şeklindeki soruyu, "Artış da olabilir" diye yanıtladı. Böylece Bakan Müezzinoğlu 42 yıldır gündemde olan ve 30 bakan eskiten netameli konuyu bir kez daha gündeme getirdi.

42 yıl boyunca ne bakanlar ne darbe hükümetleri gelip geçti, AKP hükümetleri de 15 yıldır tek başlarına hükümet olmalarına rağmen kıdem tazminatı fonunu kuramadı. Şimdi bir kez daha “alınterini koruyan” ve “artış da olabilecek” kıdem tazminatı fonundan söz ediliyor.

Takiye yaparak fonu kuramazsınız

Hem işçinin “alınterini koruyacak” hem kıdem tazminatı alamadığı iddia edilen işçilerin yüzde 85’inin kıdem tazminatı almasını sağlayacak, hem de artış sağlayacak kıdem tazminatı fonu neden AKP referandumdan önce çıkarılmıyor?

Çünkü AKP iktidarı şunu biliyor ki ne söylerse söylesin işçiler ve emekçiler fon karşı. Eğer işçi böyle bir fonu destekleseydi bu fon kurulmaz mıydı? Anında kurarlardı. Ama sendikalı, sendikasız tüm işçiler kıdem tazminatında fon uygulamasına karşı. Referandum öncesi işçilerin tepkisini çekip “Evet” oylarını korumaya çalışıyor. 

AKP iktidarı boyunca tüm saldırılar “reform” adı altında kelime oyunları yapılarak, kitle psikolojisinden yararlanılarak gerçekleştirildi. Sağlık, eğitim alanında yapılan tüm saldırılar bunun somut örneğidir. Fon kamuoyuna pazarlanırken sigortasız, kıdem tazminatından yararlanamayan emekçi kitleleri kullanılarak cazip hale getirilip, kamuoyunun etkilemeye çalışılıyor. Alınteri korunacak ifadesi de bu siyasetin devamı niteliğindedir.

Eğer amaç bu ise kıdem tazminatı hakkına dokunulmadan, sendikal örgütlüğün önündeki engelleri kaldırmak, sigortasız işçi çalıştıran işyerlerine yaptırım uygulamak gibi çözüm sağlayacağı adımlar atılabilir. Ancak AKP iktidarının böyle bir niyetinin olmadığını, bunları “vaat” olarak kullandığını 15 yıllık tecrübe ile biliyoruz.

Kıdem tazminatı şu anda işverenin sorumluluğunda ve hak eden işçiye her yıl için 30 gün üzerinden ödeniyor. Kıdem tazminatı patronlar tarafından ödendiği için dolaylı bir iş güvencesi işlevi de görüyor. Fon ise işveren tarafından her ay düzenli prim ödenecek bir mekanizma. İşveren fona prim ödeyecek işçi de hak ettiğinde kıdem tazminatını bu fondan alacak. Böylece tazminat ile işverenin bağı kopuyor.

Fon, kıdem tazminatının yarı yarıya düşmesi demektir. İşçilerin şu an aldığı 30 günlük kıdem tazminatını alabilmesi için işverenlerin her ay fona yüzde 8’den fazla prim ödemesi gerekiyor. İşverenler bunu istemiyor. Bunun yerine kıdem tazminatının 12-15 güne düşürülmesini istiyorlar. Bugüne kadar gündeme gelen bütün fon modelleri bu hesaba dayalı. Kısaca hem aylık yüzde 8 kesinti hem fon formülünü işverenler kabul etmiyor. İşçiler ve sendikalar da 12-15 güne düşecek bir modele evet demiyor. O yüzden de kıdem tazminatı fonu kurulamıyor.

Referandum kıdem tazminatı için kritik eşik, kıdem tazminatı fonu referandum sonrası gündeme gelebilir mi? Bu biraz referandum sonucuna bağlı. “Hayır” çıkacak bir referandum sonrası fonun gündeme gelmesi daha zor. İşçi ve emekçi sınıfının hakları için “HAYIR”lısı, kıdem tazminatını korumaktan geçiyor.

İşçilerin Sesi Gazetesi Sayı 61, Nisan 2017

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi