THY krizi sendikalar eliyle işçilere yansıdı...

Sendika
Görünüm

Türk Hava Yolları (THY) Borsa’ya bildirdiği bilançosuna göre geçen yıl 3,5 milyar dolar zarar etti. Bu zararın karşılığında hangi önlemleri aldı ve şirketin düzlüğe çıkması için hangi adımları attı sorularına dışarıdan bakarak bir cevap vermek mümkün değil.

Ancak çok açık ki, ilk adım olarak kiraladığı 22 uçağı hangarlara çekti ve şirket bünyesinde ücret zamlarını yüzdi 1,5 ile sınırladı. 

THY yönetimi hem Hava-İş hem de Çelik-İş genel merkezleriyle yaptığı protokollerle işçilerin 2017 yılı toplusözleşme zamlarını ‘Tadil Protokolü’ ile aşağıya çekti ve 2017 sonunda eğer şirket 100 milyon dolar kara geçerse, zam farklarını ödeyeceğini ve 2018 yılı zamlarını da 2017 toplu sözleşme rakamlarının üstüde yapacağını bu protokolde belirtti. Protokolde toplu işçi çıkışı yapılmayacağı da karar altına alınıyor.

Hava-İş Protokolü

THY iki ayrı şirket olan THY Anonim Ortaklığı (THY AO) ve Teknik AŞ’de yetkili sendikalarla ayrı ayrı görüştü. İlk görüştüğü THY AO’da yetkili olan Hava-İş sendikası oldu. Hava-İş yönetimi ile Araık ayı sonunda yapılan sözlü görüşmenin ardından, uçuş çalışanlarına bu geri adımın nasıl attırılacağına dair varılan ön protokolde, sendika sorumluluğu üstüne almayarak işçilerin sırtına yıkmayı tercih etti. 

Bir anket düzenledi ve bu ankette ‘kabul ediyorum’, ‘kabul etmiyorum’ diyerek oy verilmesini istedi. Kabul edilmesini aksi halde bin 500 uçucu çalışanın işten çıkartılacağını açıkladı. 

Sözde anket sonucunda 10 bine yakın çalışanın sadece 500’ü kabul etmediğini açıkladı ve işyerinde ‘evet’, ‘hayır’ ikilemi yarıtılarak sorumsuzca bir bölünme fitili ateşlendi. Bu anket sonucuna göre 19 Ocak’ta protokol imzalayan genel merkez böylece işçilerin bir yıl içinde yüzde 5’ten fazla daha az ücret almasına onay verdi.

Hava-İş yönetimi aynı porotokolün Teknik AŞ’ye uygulanmasını istedi. 

Çelik-İş Protokolü

Teknik Aş ayrı bir şirket. THY AO’dan toplu sözleşmeleri gibi işkolları da farklı. Şirketin bilançosu da bağımsızTeknik AŞ zararda değil. 27 milyon dolar karda. Sahibinin THY olması nediniyle, o da zarara ortak edildi. 

Sadece bu da değil, Hava-İş yönetiminin özel bir dayatması oldu. Sözleşmede tadilat yapan tarafın sadece kendisi olmasını istemedi. Teknik AŞ çalışanlarının da dahil edilmesini dayattı.  

Çelik-İş genel merkezi ise, Hava-İş gibi anket yapmadı. Merkez olarak kararın sorumluluğunu aldı. Ancak tüm bunlar gizli yürüdü. Havacılık Şubesi’ni pay-pass ederek THY yönetimiyle görüşen Çelik-İş genel merkezi, protokolü sözlü olarak kabul etmiş. 23 Ocak’ta ise tadilat protokolünü imzaladı. Ancak şu farkla ki, 2017 yılı zamları enflasyon artı :,5 puan olduğu için Teknik Aş çalışanlarının ücret kaybı yüzde 3,73+3,73 oldu. Bir farkla ki, en alt düzeyde ücret alan (1, 3 ve 4 nolu) işçi grupları protokolün dışında tutuldu. 

Hem Hava-İş hem de Çelik-İş yöneticileri sözlü olarak 2018 yılında tadilat protokolündeki kesinti farklarının ödeneceğini söylüyor. Bu kesintilerin bir işçinin aylığının yüzde 70’i kadarını bulacak. 

İşçilerin soruları

THY AO bünlesindeki pilotlar derneği TALPA, Hava-İş sendikasının işten çıkartılacak sayısını abartarak bilinçli bir panik yarattığını, bu yolla çalışanları huzursuz etmek suretiyle uçuş güvenliğini de tehlikeye atacak çözümler bulduğunu, sivil havacılık sendikası gibi davranmadığını belirterek sendikayı eleştiren bir açıklama yaptı.

Yeni uçuş yönetmeliğine göre daha fazla pilota ihtiyaç olacak. Özellikle de yaz aylarında pilot açığı ortaya çıkacak. Ancak sendika pilot fazlası varmış gibi yanlış bir bilgiyi kamuoyuna açıklıyor.

Şirketin Bin Ali’nin uçağının 78 milyon dolara alınmasına ve tadilat protokolünün imzalandığı gün Super Bowl’a 30 saniye reklam verme bedeli olarak 5 milyon dolar ödemişti.

Teknik AŞ işçileri ise, şirketlerinin zarar etmediği halde neden kemer sıktıklarını soruyor. Daha da önemlisi, 2017 yılı sonunda şirketin 100 milyon dolar kar edip etmeyeceğini nasıl bileceğiz, diyorlar. Üstelik THY yönetimi sözleşmeye uymayan uygulamalarını sürdürüp geri adım atmazken neden sözleşmede tadilat yapılıyor?

Diğer yandan ise, özellikle teknik çalışanları sürecin kapalı kapılar ardında yürütülmesinden rahatsızlar. Kendilerinin ve şubenin bilgilendirilmemesine tepkililer.

Tabii ki en önemli sorun, THY genelinde çalışanların kemer sıkma kararlarına karşı çıkacak bir örgütlenmemenin olmaması, işten çıkma riskini göze alamamaları var. Taviz verebilecek birikimleri mevcut ve THY bu birikimi aşındırmaya başlamış bulunuyor. 

Her iki sendikanın merkez yönetimleri ise, işçileri herhangi bir düzeyde işverene karşı çıkmaya, mücadele etmeye, tepki göstermeye doğru yönlendirmiyor, hazırlamıyor, teşvik etmiyor. Tek yaptıkları işverenin emirlerini işçilere nasıl kabul etiririz üzerine kafa yormaktan ibaret. 

İşçilerin Sesi Gazetesi, Sayı 59, Şubat 2017

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi