THY, işçileri ikna edemiyor

Sendika
Görünüm

Bağımsız Hava Sen, kısa sürede telegram üzerinde 4 bin 100 kişiye ulaşmış, bunların hatırı sayılır bölümünü üye yapabilmişti.

THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker ’Aycı bu işe çok bozulmuş, açmış ağzını yummuştu gözünü. İpe sapa gelmez, demokrasiyle, sendikal hak ve özgürlüklüklerle, en temel ahlaki değerlerle bağdaşmaz konuşma, tutum ve davranışlara girmişti. İşçilerin istifa ettiği Hava-İş sendikasının genel başkanıyla fotoğraf verip, bizzat Türk-İş genel merkezine gidip durumu ‘şikayet’ etmişti.

Yine de Hava-İş’ten istifalarınh önünü kesememiş ve bu kez sendika başkanı dahil 4 kaptanı ve 9 kabin amirini işten çıkarttı.

Bu saldırı telegramdaki takipçi sayısını düşürüp çzalışanlar arasında ‘Hava Sen’e üye olursam işten atılırım’ algısını yaratmayı amaçlıyordu. Nitekim kısmen bu etki görüldü ve çoğunluğu 5-6 yıllık olan kabin çalışanları arasında –zaten güçlü bir katılım sağlamamışlar, genellikle pilotlar yeni sendikaya üye olmuştu-, karşılık buldu. Sessizlik hakim oldu.

Hava Sen işten atılmalara rağmen geri adım atmadı ve sendika genel kurulunu 5 Mayıs’ta yapacağını ilan ederek yoluna devam etti.

Sendika başkanını işten atan işveren havasına giren İlker Aycı bu hamlesinden gerekli karşılığı bulamamış olacak ki, para kesesinin ağzını açmaya karar verdi. Önce sadece pilotlara yüzde 15 ek zam verileceği gibi haberler dolaştı.

Tabi bunun aslı yoktu ancak bir miktar taviz verileceği belliydi. İlginç olan şu ki, toplu sözleşme görüşmelerine 5-6 ay kala ek zam mevzu edilmektedir. Bu bile işverenliğin Hava Sen’den bir hayli çekindiğini gösteriyor.

THY Genel Kurul’unda ‘kar payı’ dağıtılma kararının alınması da kesenin ağzının açılacağını gösteriyor.

Bir taşla iki kuş vuruma taktiği

Eğer kesenin ağzı açılacaksa, bundan yıpranan ve işçilerin artık nefret ettiği Hava-İş sendikasının nemalanması için bir fırsat yaratmak da mümkün. Bu sebeple devreye sendika sokulacaktır.

Sendika bürokrasisi şöyle çalışır: Önce işverenin vereceği rakamda ön anlaşma yapılır. Ardından işveren bu rakamın altında bir sayı söyleyip bundan daha fazlasını veremem der. Sendikayı zorlar, işveren ve sendikacılar elbirliğiyle işçi üzerinde ‘patron daha fazla vermez’ algısını yaratırlar.

Sonra bir gece yarısı muhtemelen (sıkı pazarlık yapıyoryar ya!), bir iki puan üzerinde ücret zammı alınır ve kırk yılın sendika ağaları birden kahraman ilan edilir. İşçinin de bu iki işbirlikçi tarafı alt edecek gücü olmadığı için, bazılarınca sendika gerçekten kahraman kabul edilip bir dönem daha geçer.

Hava İş’e teklif edilen rakamlar şöyle: Kaptanlara yüzde 4, first officer’lara (yardımcı pilot) yüzde 7. Diğer çalışanlara birşey yok.

Sözünü ettiğimiz senaryo devreye konursa, muhtemel ki, bunun üzerine bir-iki puan çıkılabilir.

Kabin kendisini işverene hatırlatmalı

Havaa Sen’e üyelikte kabin geri duruyor. Çok sebebi var. Gençler, sendikal deneyimleri yok, güvensizler, sendika, sendikal mücadele nedir bilmiyorlar, sosyal hayatlarında ‘böyle şeyler’e hiç karışmamış çevrelerden geliyorlar. Orta kuşak içinse, geçmişte 305 deneyimi var ve yıllar içinde pilotlar ile mesafeli olmak gerektiğini deneyimlemişler. İşten çıkartma ihtimali en yüksek grup olmaları sebebiyle de geri durdular.

Bu veya başka nedenlerle kabin Hava Sen’e karşı refleks olarak geri durdu. İçlerinden bir liderlikte çıkıp bu işe gönül vermedi.

Ancak, THY patronuna rağmen hızla büyüyen ikinci bir sendika, çalışanlara yeni maddi imkanlar da sağlayabilir. Nitekim ek zam söylentisinin sadece kokpiti, kaptanları kapsaması tesadüf değil. THY işten çıkartmaya başvursa da Hava Sen’e üyelik önü kesilmiyor. Öyleyse kabin şeytanın bacağını kırıp sendikaya üye olarak yüklenebilirse, kendisi için de maddi kazanım elde edebilir. Bu sırada sendika ve sendikal mücadele hakkında yeni şeyler de öğrenebilir.

Kuşkusuz öğrenmenin bir maliyeti olacaktır. Ancak hiçbir kazanım emek verilmeden, karşılığı ödenmeden elde edilemez. İşçi sınıfı bunu en yakından deneyimlemiş ve acı deneyimlerle belleğine kazımış, başka bir çıkış yolu olmadığı için tekrar tekrar mücadeleye girmek gerektiğini kavramış bir sınıftır.

Hava Sen liderlik

yapabilir mi?

Hava Sen’in kuruluşuna ve gelişimine destek vermemize rağmen, oluşumun ‘Zeytin Dalı’ liderliğinin izlediği ‘dar grupçu’ tutum, tabandaki yaygın desteğin liderliğe yansımasına izin vermedi. Zeytin Dalı grubu Hava-İş seçimlerinden başlayarak geniş tabanlı bir liderlik yerine, eski kuşak pilotlara dayalı, ‘buyurgan’, ‘ben bilirimci’ ‘bizim kimseye ihtiyacımız yok, kimse gelmese de biz yaparız’ tarzını sürdürdü. Bunları hep eleştirdik. Deneyimsizliklerinin farkında olmadan, aşağıdan gelen rüzgarın etkisiyle ‘bu dağları biz yarattık’ duygusu çabuk hakim oldu, kaptan pilotluk kimliğiyle çabucak buluştu.

Kolektif yani tabandaki tüm eğilimleri temsilm eden bir sendikal liderlik ortaya çıkmadı. Bunun ceremesi ileride çıkacaktı ve nitekim çıkıyor.

Bu ön yazı yazıldığı sırada Hava Sen genel kurulu yapılıyordu. İlk izlenimler ortaya birlik içinde ve demokratik bir sendikal liderliğin çıkmadığının işaretleriyle dolu. Genel Kurula katılan delege ve üyelerin büyük çoğunluğunda bir şaşkınlık egemendi. Sendikanın Yönetim Kurulunda bulunan üyelerin çoğunun delegelerin kimler olduğunu bilmediği, genel başkanın ‘benim dediğim olacak’ söylemiyle itirazlara müdahale ettiğini, farklı yönetim kurulu aday listelerinin ortalıkta uçuştuğu bir genel kurul. Bu tumuların ve olayların işçilere güven vermeyeceği çok açık. Aynı zamanda THY Yönetim Kurulu’na da Hava-İş yönetimine de malzeme verecektir.

Hızla bu çıkmazı aşmak gerekiyor ve aşılması mümkün. Birkaç öneri şöyle olabilir: Kısa sürede yıpranan ve bedel ödeyen eski yönetim kurulunun da sürece dahil edildiği ‘meclis’ örgütlenmesiyle, kolektif yönetim anlayışıyla, yenilenen yüzlerle ayağa kalkmak gerekiyor.

Bir de ‘çoğunluğu alıp TİS’te masaya biz oturacağız’ söylemi yerine, şimdiden kazanan Hava Sen, sayımızı artırıp, mücadele edersek daha fazlasını kazanabiliriz. Güç işçilerdedir demeliyiz.

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi