Size savaş yaptırmayacağız

Emek
Görünüm

Türkiye bir hafta içinde nereden nereye geldi... 7 Haziran seçimlerini AKP kaybedince, Tayyip Erdoğan da başkan olamayınca çılgına döndüler. Kendisini devletle, milletle eş gören AKP ve Erdoğan, seçimle elde edemediği gücü, polis baskısıyla elde etmek istiyor. 

 

Siz bir de AKP’nin 400 milletvekili çıkardığını ve Erdoğan’ın başkan olduğunu düşünün; bizleri ne karanlık günlerin beklediğini şimdi görebiliyor musunuz? 

Erdoğan ve AKP seçimi kaybettikleri için öfkelerini yoksullardan, işçilerden alıyorlar. Bir sıralamaları da var: Kürtler, Aleviler, sosyalistler hedef tahtasında. En büyük hedef de HDP. Onların gençlerini yüzlercesiyle gözaltına alıyor, işkence yapıyor, öldürüyorlar. 

Suruç’ta 32 genç... üniversiteli, üniversite sınavına giren Samsunlu, Trabzonlu, Trakyalı, İstanbullu genç. Sadece Kobane’de savaşın tahdip ettiği yerlerdeki çocuklara oyuncak, kitap götürüp ağaç dikmek isteyen, yüreğinde insan sevgisi ve savaşa karşı barış duygusu olan gençler. Bunları topluca katlettiler.

Bağcılar’da Günay Özarslan 15 kurşunla infaz edildi. Çatışma yok! Urfa’da düğüne giden 6 genç gözaltına alınıp sonra da kafalarına çuval geçirip, mezarlarını kazdırıp kulak diplerinde silah sıkarak işkence yapıldı. Ankara’da 12 Eylül işkencesinde aklını kaybeden ve Yaşar abi diye sokağın insanı olmuş bir zavallıyı günlerce kaybedip, sonra tutukladılar. Tüm bunlar “büyük devlet”in değil, iktidarsız zavallıların örnekleri olabilir. Cemevlerine gaz bombası atıyorlar. O Erdoğan değil miydi “camiye ayakkabılarıyla girdiler” diye aylarca dini hassasiyetler üzerinden siyaset yapan? Cemevi de ibadethane. Gazi Cemevine gaz bombası atmak ne demek? Savunmasız insanlara gaz atmak adalet mi? Tabii ki, peşi sıra gelişen terör eylemlerini benimsemiyoruz. 

Ancak savaşı başlatan kim?  IŞİD’e destek veren kim? Suruç’ta canlı bombaların dolaşmasına zemin hazırlayan kim? Siyasi geleceğini kaos ve çatışmada toplumu kutuplaştırmada bulan kim? Milliyetçilikle, mezhepçilikle oy toplayıp seçim alma planları yapan kim? Tereddütsüz AKP ve Erdoğan. Suruç’tan polis-asker ölümlerine kadar bütün ölümlerin birinci sorumlusu AKP hükümetidir.

Üstelik AKP hükümeti yok hükmünde. AKP seçimleri kaybetmiştir. Tek başına hükümet kuracak milletvekili yoktur. Hükümetin kurulmasını geciktiriyor ve tek başına iktidar olmayı sürdürüyor. Milletvekilliği düşmüş kişiler bakanlık yapıyor. Geçici olmasına rağmen, gerçek bir hükümetin bile imza atmakta zorlanacağı iç ve dış siyasi, askeri operasyon kararları alıyor. Üst düzey atamalar yapıyor. Bütün bu uygulamalar yasadışıdır.

Hükümetin kışkırttığı milliyetçilik tehlikelidir. Erzurum’da olduğu gibi Kürt inşaat işçilerinin linç edilmesine kadar varacak sonuçlar yaratıyor. İşte bu gidişi durdurmak gerekiyor. Başkanlık ve yeniden seçimleri kazanabilmek için işçileri, yoksulları Alevi-Kürt ve Sünni-Türk diye kutuplaştırmak tehlikelidir. IŞİD’i destekleyerek Suruç’ta, Reyhanlı’da bombaların patlamasına yol açmak tehlikenin somut ifadesidir AKP’nin esasen derdi ne din ne millettir. Onlar para, iktidar ve koltuk düşkünüdür ve onları durdurmalıyız.

Bizim için din-ulus ayrımı olmaz. Tek ayrım olabilir o da hangi sınıftan olduğumuzdur. Kimden yanasınız? İşçi ve yoksullardan mı, patronlardan ve emperyalistlerden mi? Savaşların temelinde sınıf ayrımı vardır ve onu gizleyen şey din ve ulus kimlikleri oluyor. Her din ve ulustan işçiler, ezen ve sömürenin ulusuna ve dinine bakmaksızın onlara karşı mücadele ederek, kaos ve savaştan canımızı kurtarabilir. Onu başkan yaptırmadık, onlara savaş da yaptırmayacağız! 

Gıda İşçilerinin Sesi Bülteni 

 

Temmuz 2015, Başyazı

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS