Ekim-Kasım 2018: İşyerlerinden, fabrikalardan haberler...

Emek
Görünüm

Ekim-Kasım 2018: İşyerlerinden, fabrikalardan haberler...

GIDA

İşyerinde çıkışlar bir türlü durmuyor...

Her şeyi bahane edip durmadan iş çıkarıyorlar. Geçen ay da yine işçi çıkardılar. Bu kez bahane, iki işçi bölüme yeni gelen ustaya karşı iyi davranmıyormuş. Normalde önce ihtar verilmesi gerekiyor. Ancak işçilere yazılı ne de sözlü bir uyarı verildi, işçileri sorgusuz sualsiz işten çıkarttılar. Bu çıkışlar bir bölümün işçileri arasından yapılması da dikkat çekicidir.

İşler yoğunlaştı

Yeni makinalar alındı, yeni işçi alınmadı. Makina alındı ama şimdi de işçiye habire baskı yapılıyor ‘hadi, hadi’ diye. Çıkarılan işçinin yerine işçi alınmamıştı, hiçbir zaman da alınmıyor. Az işçiyle çok iş çıkarmanın yollarını arıyorlar.

Zam ayı geliyor

Yeni işçi alınmamasına bahane olarak kriz var diyorlar. Ama iş var. İşyerinde kriz falan yok, krize dair hiçbir şey gözükmüyor. Makinaların alınışından da belli zaten. İşin yoğunluğundan belli. Ama zam ayı için de bahane kriz olacaktır.

Kriz yok ama kriz bahanesi var

Önceden temizlikçiler her akşam ve cumartesi mesaiye kalıp temizlik yapıyorlardı şimdi ise ayda bir hafta sonu temizlik yapılıyor. Nerde kaldı hijyen? Hijyen de mi krize takıldı? Madem kriz var bir sürü işe yaramaz idari kadro var onlardan çıkarsınlar ya da devasa makinalar alınmasın makina alınıyorsa işçi de alınsın.

Ustaların rekabeti

Yeni makinalar alınıyor ama makinalar doğru ayarlanamıyor. Mal hep ıskarta çıkıyor bunu ustalar gördüğü halde müdahale etmek yerine ıskarta malı başka bölüme gönderiyor, benden sayı ve mal düzgün çıksın da diğer bölüm ne yaparlarsa yapsındar diyorlar. Ustaların tepişmesinden bize ne ama faturayı bize keseceklerdir.

İdare ustaları kolluyor

Hep işçi suçlanıyor her işçi bunun farkında ama kimse işten çıkma korkusuyla ne idareye ne de ustalara bir şey diyor. Oysa çok usta gördük önce iyiydiler sonra kapıya kondular. Esas mesele bizim ne yapacağımız. Biz her şeye göz yumup korkarak haraket edersek daha çok idare ve patron üstümüze gelecektir. Tek başına ne yapabilirim demeyelim, bir işçi bile olsa doğru yer ve zamanda çok şey yapabilir. Birlik olup bu gidişe dur demeliyiz.

G.KEMERLİ

 

TEKSTİL

Krize karşı ilk önlem örgütlenmektir!

Altı ay önce bu iş yerinde bant şefi olarak işe başladım. 4 ay sonra maaş vermeme- ye başladılar. Geçen ayın sonunda iki buçuk aylık maaşımız içeride kaldığı için işverene haber vermeden noterden ihtar çektim: ‘7 gün içerisinde alacaklarımın ödenmesini ödenmediği takdirde hukuki yollara başvuracağım’ı belirten bir ihtarname çektim. Ertesi gün işe gittiğimde iş yerine ihtar gittiği için muhasebeye çağırdılar: ‘Sen bize ihtarname göndermişsin biz artık seninle çalışmak istemiyoruz alacaklarını da paramız olduğu sürece vermeye çalışacağız’ dediler. Çıkışımı verdiler.

Ben de ertesi gün arabulucuya gittim şikayetimi bildirdim arabulucu beni arayacaklarını söyledi. Bir hafta sonra da öğrendim ki işyeri kapanıyor patronlardan bir tanesi 50 tane makine almış gece yarısı gitmiş. Kesimhane aynı şekilde bunların akrabası olduğu için bütün malzemelere el koymuş.

Öteki patron elimizdeki işleri bitirelim ben de fabrikaya kapatacağım çalışmak isteyen çalışsın çalışmayan gidebilir demiş. İşçi de işi bırakıp gitmiş.

Kalan işçiler (yaklaşık 100 işçi) çalışıp işi bitirmeye çalışıyor. Gelecek paradan maaşlarını alacaklarını umuyorlar. Patronun sözüne inanıp parayı vereceğini düşünüyorlar. Ama elde yok, birşey kalmamış nasıl parayı verecek orası da muamma?

Kriz koşullarında böyle patronlar çok çıkacaktır. İşçiler alacaklarını korumak için en az diğer ortakların yaptığı gibi, hakları olan para kadar makinaya el koymayı düşünmeli. Bunun için örgütlenmek şart. Yoksa arabulucu, patron vaadi hepsi boşuna olur. İşçiler kaybetmeye mahkum değildir.

M. ARASLI

Devlet görevini yapmazsa, işçi kontrolü şart olur

Çalıştığım atölyede 3 yıl sigortam ödendi bu yılın sonunda SSK'dan bana bir tebligat geldi SSK diyor ki bu 3 yıllık sigortam iptal, şirket naylon fatura üzerine kurulmuş. O yüzden sigortanız iptal edilecek. Bunun üzerine SSK'ya gittim savunmamı istedi, savunma yazdım 3 yıl boyunca ben burada çalıştım SSK’dan hizmet aldım, primlerimi ödendi biliyorum. SSK müfettişlerni bu savunmayı değerlendireceklermiş, sonra beni haberdar edeceklermiş. Müfettişin söylediğine göre 3 yıllık sigortamı iptal edilebilir

3 yıl boyunca yararlandığım bütün SSK hizmetlerinin ücretleri faiziyle tahsil edilebilirmiş. Şimdi ben hangisine yanayım: SSK'nın ödemediğine mi benden tahsil

edecekleri hizmet paralarına mı? Devletin görevi değil mi kurulan şirketleri kontrol etmek? Şirket
üç kağıtla kurulmuşsa bana ne? Devleti dolandırmışsa bedelini de kontrolü gerektiği gibi yapmayan devlet ödesin.

Çalıştığı şirketi işçi kontrol etmeli demek ki Devlet önce şirketi açtırıyor işçi çalıştırmasına müsade ediyor kendisinin dolandırıldığını yıllar sonra farkediyor, acısını işçiden çıkartıyor.

Hele şimdiki kriz şartlarında işçi kontrolü çok daha önemli olacaktır. Tabii ki, bunu bir işçi ve bir şirket olarak değil, işçilerin şirketleri kontrolü olarak anlamak lazım. Bu devlete de patronlara da güven olmaz. Faturayı ödemek istemiyorsak kontrol şart!

Devlet görevini yapmayıp, işçiye faturayı kesecekse, demek ki, çalıştığım şirketi gidip kontrol et- meliyim, usulüne göre açılmış mı vergi mükellefi mi devletten prim kaçırıyor mu bunu işçi kontrol etmesi lazım.

Aslında bunu bilmeden işçi yapıyordu. Şimdiki zamanda değil ama yaygın sendikalaşmanın olduğu yıllarda sendikalaşma süreçleri aslında şirketleri bir tür kontrol süreci oluyordu. Bakanlığa kayıtlı mı, işçi çalıştırma izni var mı, SSK kayıtları gerçek mi açığa çıkıyordu. Şimdi sendikalaşmayı patronlar ve devlet engel olduğu için işçi kontrolü de zayıfladı.

Esas soru, devletin görevi ne oluyor?

Bundan sonra artık işçiler iş bulmadan önce şirketlerin vergi levhalarını kontrol etmek zorunda kontrol de yeterli değil gidip SSK'dan vergi dairesinden bu şirketlerin düzgün şirketleri olduğunu devlete ispat etmek zorunda. Bunu bireysel yapmayı denedim: Şimdi çalıştığım iş yerinde adama sordum, benim SSK'nın tam yatırılıyor mu, şirket SSK'ya kayıtlı mı diye. Adam şüphen varsa çalışma kardeşim diyor işin içinden çıkıyor.

İşçiler hak almak sendikalaşmak için patronla mücadele ederdi, şimdi iş bulayım bulduğum işyeri patronu dolandırıcı olmasın diye mücadele etmek zorunda. Çünkü yıllar sonra ‘devlet baba’ benden bunların bedelini fazlasıyla alma- ya kalkabilir.

Mehmet

 

 

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi