Eylül 2018: İşyerlerinden, fabrikalardan haberler...

Emek
Görünüm

Eylül 2018'de işyerlerinden fabrikalardan haberler...

KİMYA

Flormar’da kadın işçilerin direnişi beşinci ayında...

Kozmetik firması Flormar'ın Gebze'deki fabrika- sında Petrol-İş Sendikasına üye oldukları için işten çıkartılan 120 işçinin eylemi sürüyor. Çoğu kadın 120 işçi 17 Mayıs'tan bu yana yürüt- tükleri eylemle işlerini geri istiyor. İşçilerden 70'i, ilk anda çıkarılanlara alkışlayarak destek verdikleri için Ramaza- nın ilk gününde kovuldular. Üstelik İş Kanunu’nun 25/2. Maddesi gerekçe gösterilerek atılan işçilere, tazminat da ödemedi.

Petrol-İş: 'Yeterli çoğunluğu sağladık'

Ocak ayında fabrikada sendikalaşma sürecinin başla- masından itibaren sorunların baş gösterdiğini söyleyen şube başkanı Süleyman Akyüz, Çalışma Bakanlığı'ndan işyerinde yetkili sendika olduklarına dair onay almaları- nın ardından işten çıkarmaların başladığını ifade ediyor. Akyüz, "5 ay önce başlayan bir örgütlenme çalışması ne- ticesi, bir aylık bir çalışmanın ardından, biz burada yeterli yasal çoğunluğu sağladık. Yasal çoğunluğu sağladıktan sonra da işverenin ilk tepkisi, sendikalı olan ve sendikalı olduklarını duyduğu, gördüğü, inandığı arkadaşları işten çıkarmak oldu. Bu Mart'ın sonunda başladı, Nisan'da da devam etmiştir" dedi.

“Erik dalı gevrektir”

İşçiler aradan geçen aylara rağmen, morallerini koruyor. Destek ve dayanışma devam ediyor. Sosyal medyada ilgi çeken Erik Dalı klibiyle patrona seslenen işçiler, “Sendika- laşacağız başka yolu yok” diyorlar. Patron ise, fabrikanın etrafını çitlerle çevirip işçilerin içeriyle görüşmelerini kesmeye çalışırken, kimi zaman da TIR’ları kapının önü- ne dizerek işçilerin kapı önünde toplanmalarını engellemeye çalışmakta.

Uzun süredir uzun soluklu bir sendikalaşma mücadele- sinin görülmediği Gebze’de, işçilerin bu mücadelesinin başarılı olması, tüm Gebze işçi havzasında anlam bulaca- ğı için, patronlar arasında da büyük bir dayanışma var. Gebze sanayisinin patronları Flormar işçilerinin başarılı olmaması için uğraşıyor. Tüm işçiler de Flormar mücadelesinin kazanması için çalışmalı ki, işçi sınıfı kazansın!


İS HABER

 

GIDA

Krizi biz yaratmadık, faturayı ödemeyeceğiz

belkide kuruluşundan bu yana ilk kez bu kadar işçi çıkardı. Eski- den işçinin bir hatasını görünce sözlü ya da yazılı ihtar verilirdi, şimdi ise direk çıkış veriliyor. Bu usta ya da işçi olsun artık patron için fark etmiyor. Nedeni gayet açık: Kriz.

Dolara bu kadar zam geldi. Fabrika hammaddeyi dışardan dolarla alıyor ve patronun kar oranı azaldı. Bunu da işçi çıkara- rak kapatmaya çalışıyor. Patron işçinin şu yada bu yanlışı var deyip bahane ediyor. Nasılsa az işçiyle de istediği malı çıkartıyor. İşçi de işsizlik var, işçi çıkarıyor diyerek sessiz kalıyor. Kimse itiraz etmiyor diyerek işçileri iki kat fazla sömürüyorlar.

Patron farklı nedenler ve baha-neler bulup işçi çıkar maya başladılar. Fabrika ne derse ne maaş verse ses çıkarmadan çalışınca, çıkışlar artıyor.

Artık mesaileri ve vardiyayı da kaldırdılar. Mesaisiz vardiyasız yine aynı mal çıkmasını istiyorlar. Yoğun çalışma yetmi- yormuş gibi bir de başımızda usta, şef, müdür, proses (beyaz önlüklüler) var. Durmadan baskı yapılıyor ses çıkaranı işten çıkar- tıyorlar. Hergün tepemizdeler, ne yapacağımızı bile şaşırıyoruz. İşçi de patrona gücü yetmediği için birbirine sataşıp iş yüzün- den kavga ediyor. İşçi bilinçsiz oysa birbirine destek olup hakkını aramalı. Bu krizi biz meydana getirmedik. Faturası- nı biz de ödememeliliyiz. Flormar işçileri, havalimanı inşaat işçileri gibi mücadele edebiliriz.

G. KEMERLİ

 

 

TEKSTİL

Gerçekleri söylemek siyaset yapmak sayılıyor

İşyerinde bayramdan sonra maaşlar AGİ ve mesailer bankaya yattı. Herkeste önce bir şaşkınlık oluştu. Alışık değiliz galiba hak ettiğimizi almak konusunda yıllarca aldatıldığımız için işçi şaşırıyor.

Patronlar, yıllarca hakkımız çaldıkları için böyle birşeyi yapmaz diye düşünüyoruz. İşler yolunda ne işçi çıkışı ne de işlerin azalması meselesi var. Yalnızca Ünye’deki fabrikaları büyüteceklerdi, şimdilik onu durdurdular.

Yılbaşına doğru, zam ayı yak- laşınca belki dolar fırladı euro uçtu diye işçi çıkışını bahane edip zam vermeyebilirler ya da zamı düşük tutarlar. Ancak ihracat çalışanlar için dolar krizi ters yönde işliyor. Onlar dolarla işi alıyor işçiye TL ödüyor. Dolayısıyla dolar 6 lira olunca daha fazla Türk parası kazanıyor, işçinin ücreti de aynı kalınca kazancı artıyor. Öte yandan herşeye yapılan zamanların hekes farkında ama bunun suçlusunu mallara zam yapan fırsatçı marketler olduğunu söylüyorlar. Ya da böyle açıklamak işlerine geli- yor. Kuşkusuz her krizde fırsatçı, stokçu, krizi kara çevirmek isteyen çıkacaktır. Sonuçta marketlerin de sahibi patronlar değil mi? Ancak bu basit

bir kriz olarak görülmemeli. Basından okuyoruz: Fabrikalar kapanıyor, iflas ilan eden veya borç erteleten şirketler var. İşçiler arasında gerçekleri söy- lemek siyaset yapmak sayılıyor ve işçi şimdilik siyaset yapmak istemiyor. Hak aramanın belki işine mal olacağını düşünüyor. O yüzden onlar da iktidar gibi başkalarını suçluyor, en kolayını yapıyorlar. Biliyorlar, bir zaman sonra sıra işverene gelecek ve o da zam yapmaya- cak o zaman tepkiler yeter ki işten çıkarmasın olacak. Çevrelerinde ufaktan batan atölyelerde çalışan arkadaşları akrabaları var. Krizin faturasını neden biz ödüyoruz, diyen onu sorgusunu yapan yok. Oysa gerekli olan bu soruyu sormak ve doğru cevabı bulmak değil mi?

M.ARASLI

 

TAŞIMACILIK

THY ücret ayrımcılığı: Hava-İş mi dediniz?

THY yönetimi, dolar fiyatının ani yükseli- şinin devam etmesi sebebiyle pilotlara ikinci kez ara zammı yaptı. Bu kez yüzde 30.

Gazetelerde bazı şirketlerin çalışanlarını kaybetmemek için zam yaptığı haberleri yer alıyordu. Ancak bu işyerleri sendikasız ve küçük işyerleri. THY ise, toplamda 30 bine yakın çalışanı var ve bunların sadece 5 bini pilot ve sendikalı olmasına rağmen ve üstelik toplusözleşmeye Aralık ayında başlanacak iken ara zammı yapmak zorunda kaldı.

Daha önceki zam ile gerekçe aynı: Pilotlar yabancı havayol- larına gidiyor ve büyük çoğunluğu ayrı bir sendikada örgütleniyorlar. Hava-İş Sendikasının ise, olup bitenden haberi bile yok. Aslında THY yönetimi bizim söylediğimizi tekrar etmiş oldu: Hava-İş diye bir sendika yoktur! Düzeltelim: Vardır ama

yok hükmündedir. Toplusözleşmeye iki ay kalmış ve işveren tek taraflı ücret zam- mı uyguluyor.

Üstelik bu zammı yaparken, THY AO bünyesindeki 20 binden fazla işçinin sadece dörtte birine bu zammı veriyor, diğer çalışanlara, esas olarak kabin çalışanlarına zam vermiyor. Toplusözleşme hukukuna, sürmekte olan toplusözleşmye aykırı bu uygulamaların tek nedeni, THY yönetiminin pilot açığıdır. Pilot açığına gerekli çözümleri bulamayan THY yönetimi, 29 Ekim’de Üçüncü Havalimanının açılmasında şapa oturmamak için kesenin ağzını açmıştır.

Peki sendika toplu sözleşmede hangi zammı isteyecek? Verilen bu ara zammın mahsup edileceği söyleniyor. Toplusözleşmeyle alınacak zam oranı bu ara zamdan düşülecek ve yüzde 30 rakamı bulunana kadar pilotlara zam verilmeyecek.

Pilotlar bunu kabul eder mi? Dolar yerinde dururu mu göreceğiz. Ancak THY yönetiminin iş bilmediği çok açık. Hem de ayrımcı.

Kabin çalışanlarının sessizliği ise, örgütsüzlüklerinden. İşsiz kalma korkusu. Önceki işten çıkartma deneyimleri. Kabin çalışanı bulmak pilot bulmaktan kolay olduğu için, sessizliklerini koruyorlar. Yeni sendika Hava Sen’e de geçmiyorlar.

Bu gidişin nereye kadar sürdürülebileceğini bilmiyoruz. Ancak havalimanı çalışanları- nın en patlamali emek kesimleri olduğu, inşaat işçilerinin eylemleriyle birlikte düşünüldüğünde daha iyi anlaşılıyor. Çünkü bu işkolunda emek sömürüsü önceki yıllarda görülmediği kadar artmış du- rumda. Çalışma saatleri esnek- leştirilmiş, dinlenme süreleri azaltılmış, iş yükü artmıştır.

Serdar İKİZ

İşçilerin Sesi Gazetesi Eylül 2018

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS