Rus Devriminde bu ay: İşçilerin devrimi ve iktidarı mümkün!...

Dünya
Görünüm

Rusya Şubat 1918’e kadar Avrupa’nın kullanmakta olduğu Gregoryen Takvimden farklı olarak, 13 gün geriden gelen Jülyen Takvimi kullanılıyordu.

Rusya, 1 (14) Şubat 1918’de Avrupa takvimine geçti. Dolayısıyla 100’üncü yılını andığımız Ekim Devrimi, Rusya’da işçi, köylü, askerlerin ihtilali, Jülyen Takvimi’ne göre 25 Ekim’de Avrupa Takvimiyle 7 Kasım’da gerçekleşmiştir. ‘Ekim Devrimi’ adını, Jülyen takvimden alıyor.

Ayaklanma arifesinde Merkez Komite

Kamenev ve Zinovyev’in parti merkez komite toplantısında karşı oy kullandıkları ayaklanma ve ayaklanmaya karşı açıklama yapabilme gücü, o gün bile parti içinde ayaklanma konusunda hemfikir olunmadığının bir ifadesi sayılır. Parti kadrolarında hala tedirginlik, duraksama, sallantılı siyasi duruş sergileme görülüyordu.

16 (29) Ekimde yani ayaklanmadan 9 gün önce Merkez Komitesinin Genişletilmiş toplantısına hakim olan hava buydu. Devrime yol gösterecek Merkez Komitesinin böylesine bölünmüş olduğu bir önceki dönem, Şubat 1917 devrimi günlerinde yaşanmıştı. Lenin yine tek başına kalma pahasına Nisan Tezleri’ni kaleme alarak, Bolşevik Parti Merkezinin muhafazakar slogana, işçilerin köylülerin devrimci demokratik diktatörlüğü şiarına sarılmasının karşısına dikilmişti. Ayaklanmanın arifesinde, yine keskin bir tarihsel virajda parti içinde benzer bir muhafazakarlığı ve benzer bir yanlızlığı yaşıyordu.

Öyle ki, Nisan Konferansında Merkez Komite’nin 9 üyesinden 4’ü (Kamenev, Nogin, Miliutin, Federov) Lenin’in tezlerine muhalif sağ kanadı temsil ediyordu. Bu dörtlüye şimdi Zinovyev, Rikov ve Lunaçarski de katılmıştı. Merkez Komite’nin diğer bazı üyeleri ise, kaçamak davranıyordu.

Kamenev ve Zinovyev’in ayaklanma karşıtı tutumları, parti genişletilmiş merkez komitesinin toplantısının sallantılı havasından güç alarak bir adım daha ileriye gittiler. 18 Ekim (31) Ekim’de partiye ait olmayan ve Maksim Gorki’nin Novaya Jizn gazetesinde ayaklanma fikrine saldıran bir makele yazdılar.

Bolşevik Partisi içinde silahlı ayaklanma kararı alınırken, 2 üyenin karşı kararını bölge komitelerine iletme hakkına sahip olması bir yana parti yayını dışında açıklanması Bolşevik Parti tarihi içinde tekrarı olmayan bir örnek olay olarak kalacaktır. Lenin’i çılgına çeviren bu olay, bu iki üyenin ihracını istemekle ifade olunmuştur. Ancak bu ihraçlar gerçekleşmemiş, 7 gün sonra Ekim Devrimi gerçekleşmiştir.

Menşevikler ve Sosyal Devrimciler

Bolşeviklerin üst düzey yöneticilerinde yaşanan kafa karışıklığının dışında, daha büyük sayıda kitle üzerinde siyasi etkisi olan sosyalist güçlerin politikası neydi?

 Bu iki eğilim de devrimin aşamasını ‘demokratik’ karakterde görmeyi sürdürüyordu. Bu demokratik devrimci programı uygulamakta burjuvaziye yardımcı oluyorlardı. Zaten bazıları Geçici Hükümet üyesiydi.

Buna karşın, Sovyetler’de giderek azalan bir siyasi etkiye, delege gücüne gerilemekteydiler. Bu durumu aşmak, Geçici Hükümet’lere verdikleri desteğin başarısız sonuçlarını gizleyebilmek üzere, bir Demokratik Konferans çağrısı yapmışlardı. Amaçları, Sovyetler Kongresine rakip bir zemin yaratmaktı.

14-19 Eylül’de bu konferans toplandı ve Kurucu Meclis toplanıncaya kadar görev yapacak daimi bir Cumhuriyet Konseyi ya da Ön Parlamento atadı.

Bolşevikler arasında bu kez yeni bir tartışma baş gösterdi: Ayaklanmaya katılmak mı Ön Parlamento’da yer almak mı, sorusu ortadaydı.

Lenin’in parlamento karşısındaki tutumu şöyleydi: Rejimin derhal devrilmesi gündemde değilse parlamentoya katılmak gerekirdi, ancak ayaklanma günü geldiyse, parlamentoya katılmak, ayaklanmadan vazgeçmek anlamına gelirdi.

Bolşevik liderlik 21 Eylül’de Lenin ile çelişkili bir karar açıkladı: 8’e karşı 9 oyla Ön Parlamento’ya girmeme kararı alınsa da, oyların birbirine eşit olması  sebebiyle nihayi karar Demokratik Konferans için yapılacak toplantıya bırakıldı. Bu toplantıda ise, 50’ye karşı 77 oyla Ön Parlamento’ya katılma kararı alındı.

Lenin, Ön Parlamento’ya katılmaya sert biçimde muhalefet sergileyen Troçki’yi övüyor ‘Bravo yoldaş Troçki’ diye yazıyordu. Lenin boykot çağrısını tüm yazışmalarının, mektuplarının ana teması haline getirdi. Ön Parlamento’daki Bolşevik Grup içinde Lenin’in baskısı karşılık buldu. 5 Ekim’de Kamenev hariç Merkez Komitesi Lenin’in politikasına destek verdi ve parlamentonun ilk günü, Bolşevik Grup parlamentodan çekildiğini duyurdu.

Haydi barikata...

Lenin ve Troçki’nin boykot çağrısı ve parlamentodan Bolşevik Grubun ayrılışı, ‘haydi barikata’ çağrısıydı. Seçim sandığını değil, sokağı işaret ediyordu. Nitekim bolşeviklerin parlamentodan ayrılışlarını ilan ettikleri açıklamanın son cümlesi şöyleydi: Yaşasın ülkede devrimci iktidar için doğrudan ve açık mücadele! Aynı gün, 9 Ekim’de Petrograd Sovyeti Başkanı Troçki’nin kendi başkanlığında bir Askeri Devrimci Komite kurulması önerisi, Sovyet’te kabul edildi.

Ayaklanmanın Moskova’dan başlamasının daha az kan dökülmesiyle sonuçlanacağını düşünen Lenin’in bu yöndeki taktik kararı bir hayli ters sonuç verdi. Moskova işçi sınıfının her bakımdan gücü Petrograd’a göre azdı. Politik grevlere katılım düzeyi, büyük fabrikaların azlığı diğer yandan Bolşevik yerel liderliğin birikiminin düzeyi vb. nedenlerle bu başlangıç noktası, 8 gün süren kanlı bir çarpışmayla karşılaşılmasına yol açtı. Öyle ki, Moskova Sovyeti’nin başkanı Nogin ayaklanmaya karşı çıkan taraftaydı. Petrograd’da ise, Sovyet’e bağlı hem Askeri Devrimci Komite vardı hem de Sovyet başkanı Troçki idi.

Lenin 6 Temmuz’dan itibaren 111 gün sürecek saklı yaşamak zorunda olması, 25 Ekim (7 Kasım) günü devrimle birlikte açık alana çıkışı pratik işlerin örgütlenmesi konusunda kimi kopukluklara yol açtığı görülüyor. Bu açığı pratikte Troçki kapatacaktır.

Devrimin iki lideri: Lenin ve Troçki

Troçki Lenin’in gizlenmek zorunda oluşu sebebiyle açık alanda ayaklanmanın yönetici konumundaydı. Troçki 4 Ağustos’ta cezaevinde olduğu tarihte Bolşevik Merkez Komitesi’ne seçilmişti. Petrograd Sovyetinde, Askeri Komite’de, garnizonun ele geçirilmesinde oynadığı rol ününü artırmıştı. Ancak Troçki, Lenin’in profesyonel devrimcilerinden bir ideğildi ve bu parti içindeki ünü, yükselişine rağmen her zaman bir alt küskünlük sebebi olmuştur.

Lenin fiili gizlenme koşullarında ayaklanmanın stratejisini, teorisini ısrarlı biçimde partiye benimseten liderdi. Troçki ise, bu stratejiye bağlı inanmış bir pratik örgütleyici olarak karşımıza çıkıyor.

Petrograd’da devrim sadece 10 kişinin ölümüne yol açan bir profesyonellikle başarıldı. Şubat devriminde ölüm sayısı bin 300’ü geçmiştir. Devrim, gerçekten de proleter tarzda, tam bir örgütlülük, koordinasyon ve işbirliğiyle ilerledi.

Son sözü Stalin’e bırakalım mı? Stalin, Toplu Eserlerinde yer verilmeyen 6 Kasım 1918 tarihli ‘En seçkin parti liderlerinin rolü’ başlıklı yazısında şöyle diyordu: Ayaklanmanın pratik örgütsel çalışması, tümüyle Petrograd Sovyeti’nin başkanı olan Troçki’nin liderliğinde yürütüldü. Garnizonun Sovyet saflarına hızla geçişi ve Askeri Devrimci Komite’nin çalışmasının cesaretle yürütülmesinde, partinin özellikle ve en başta Yoldaş Troçki’ye borcu olduğunu tam bir kesinlikle ilan etmek isterim’. 

İşçilerin Sesi Gazetesi Kasım 2017, Sayı 68

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi