Sri Lanka saldırısı, dünya krizinin sosyal emarelerininden biridir...

Dünya
Görünüm

Sri Lanka’nın başkenti Colombo ve Negombo şehrlerinde Paskalya sabahında eş zamanlı olarak kilise ve otellere yapılan sekiz ayrı terör saldırısında hayatını kaybedenlerin sayısı 290’a yükseldi. Yaklaşık 500 kişinin de yaralandı. Saldırıyı en sert biçimde kınıyoruz.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika ya da Afganistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkelerde alışık olduğumuz bu tip bombalı saldırıların, sıcak çatışma bölgelerinin ve Dünya merkezinin epey dışında yaşanması yeni bir olgudur.

Birkaç hafta önce Yeni Zelanda’da iki camiye yapılan saldırının bu eylemi tetiklemiş olması muhtemeldir. Ama nedeninin bir önemi yok! Katliamı haklı çıkartacak bir neden olamaz ve böylesi bir arayış, birini diğerine örtülü ve açık desteklemek anlamına gelir.

Yeni Zelanda ve Sri Lanka’da ölenler sıcak iç savaş bölgelerinin dışında yaşıyordu. Büyük devletlerin, gerici siyasal İslamcı örgütlerin, ulusal diktatörlerin sebep olduğu iç savaşlarda hiçbir sorumluluğu olmayan yoksul insanlardı. Ancak ‘din savaşları’ sınır tanımadığı gibi, nasıl bir dünya ortamında yaşandığı ve tekrarlandığı önemli.

Dünya ekonomik krizi din ve milliyet duygularını, inanç ve bayrak değerlerini azami kutsallaştırıp uğruna savaşmaya değer simgeler haline getirmektedir. Giderek toplumdaki ekonomik ve sınıfsal yerini kaybeden ve kendini ifade edecek maddi imkanları elinden alınan küçük burjuva kitleler, istismara açık din ve milliyet duyguları üzerinden, bazen organize bazen durumdan vazife çıkartmak suretiyle eyleme kolayca çekilebiliyorlar. Yeni Zelanda’da bireysel gibi görünen hareket Sri Lanka’da örgütlü olduğu apaçık bir barbarlığa dönüşebiliyor.

Kuşkusuz saldırganların mensup olduğu dinler, ideolojiler, milliyetler ne olursa olsun, kendi dışında düşünen ve yaşayan topluluklara saldırıyı, kan dökmeyi meşrulaştıran gerici, burjuva ideolojilerdir. Terör eylemleri korkutma, sindirme, pasifize etme amacıyla, karşıtını doğru yola çekmek üzere planlanıyor. Bazen ilahi bir cezalandırmaya vesile oldukları için eylemde ölürse kendini cennete gitmiş sayıyorlar, öldürülenler de innançlı ve masum oldukları için cennete kabul ediliyorlar. Ölen de öldüren de cenetlik olabiliyor!

Kitleler ekonomik krizin sebebini kapitalist-emperyalist dünyanın başındaki biravuç parababası sermayedar olarak görmek yerine, hedef alınanın kendi inançları olduğunua inanıyorlar. Ya da kendileri gibi düşünmeyenler yüzünden kriz çıkıyor. Böylece ele geçirdikleri veya teşvik gördükleri silahlı güçleri birbirine çevirip yüzlerce, binlerce hatta on binlerce yoksulun ölümüne sebep oluyorlar. Kendi gibi krizin mağdur ettiği emekçilerin ölüm fermanını imzalayabiliyorlar.

Büyük sermaye çevreleri, krizi perdelemek üzere bu eylemleri en iyi biçimde kullanarak emekçi sınfları bölmek için kullanacaktır. Emekçileri bölmek, onlar için tek çözümdür. Kriz koşullarında emperyalizmin ve burjuvazinin en büyük korkusu en alttakilerin birleşmesidir.

Dinler masum değildir. Bu dünyaya da öte dünyaya da egemen olmak istiyorlar. Her din esasen yayılmaya, cihada, tebliğe ve boyun eğmezlerse imhaya dayalı bir yöne sahiptir. Amaçları tüm dünyaya kendi inanışlarını, dinlerini, mezheplerini egemen kılmaktır. Ancak onlardan önce kapitalizm, emperyalizm dünyaya egemen oldu. Böylelikle farklı emperyalist, burjuva klikler bu dinleri kendi amaçları için kullanmaya başladı. Emperyalist devletler gerici ideolojileri karşılıklı olarak hem kullanmakta, hem rakiplerinin yayılmasını teşvik etmekte hem de kendisini aklamak üzere bir diğerini suçlayabilmektedir.

İnsanlığın geleceği ne bu dini barbarlıkta ne de emperyalist-kapitalist sömürü dünyasındadır. Eğer insanlığı ve toplumun çıkarlarını dinlerin ve sermayenin çıkarlarının üzerine çıkartamazsak, dünyanın altını üstüne getirecekler.

Terörizmi ve sömürüyü baskı altına alarak yeni bir dünya düzeni kuramazsak, hem ekonomik kriz hem de farklı dini inanışları referans alan terörizm bugünümüzü de yarınımızı da karartacak. Buna izin vermeyecek olan ise, mevcut düzenin yasaları ve kolluk güçleri değil. Terörizmden ve sömürüden çıkarı olmayan dünya işçi sınıfıdır. İşçi sınıfı krizin toplumu tahrip etmesini ve dinci terörizmin yeşermesini önleyebilecek tek sınıftır.

İşçilerin Sesi Gazetesi

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi