Göç krizi, kapitalizmin krizi...

Dünya
Görünüm

Trump ABD ve Meksika sınırında bir krizin olduğunu söylüyor.

Evet sınırda bir kriz var, bu kriz sadece ABD ve Meksika sınırında değil tüm dünyadaki sınırlarda var. Başını Trump’un yönetimindeki ABD’nin çektiği emperyalist güçler yüzünden insanlar kıtlık, savaşlar, diktatörlükler gibi sebeplerle evlerinden, yurtlarından oldular. Kıtlık, savaş ve şiddet insanların nesillerdir yaşadıkları yerlerden kaçış yolu aramalarına, sınırları aşmaya çalışmalarına neden oldu.

Neredeyse yarım yüzyıldır büyük uluslararası şirketler kendileri sebep oldukları ekonomik krize yakalanıp az gelişmiş ülkelerden bir damla daha zenginlik elde etmeye çalışıyorlar.

Kaçarak ABD sınırına gelmeye çalışan El Salvadorlu insanlar da dahil dünya genelinde insanların yaşam koşullarını mahvettiler.

Büyük uluslararsı şirketler yerel halkın beslenmesi için gerekli olan ekinleri yolarak yerine şeker kamışı, palmiye yağı, kakao ve afyon gibi para getiren ekinleri ekerek tarımı yokettiler.

Büyük ABD şirketleri insanların kölelikten farksız koşullarda çalıştıkları fabrikalar inşa ettiler. Fabrikaları toprağı ve suyu zehirleyerek bölgeyi yaşanmaz hale getirdi.

Emperyalist güçler dünya genelinde fabrikalarda ve tarlalarda çalışanları kontrol etmek amacıyla paramiliter güçler oluşturdu, bu örgütleri finanse ettiler. Dünya genelinde ülkeleri istila ettiler, etnik ve dini farklılıkları deşerek insanlar arasında savaşlara sebep oldular.

ABD İkinci Dünya Savaşı sonrasında savaşsız bir gün geçirmedi. ABD’nin yaptıklarının da ötesinde İngiltere, Fransa, Portekiz ve Almanya vardır. Dünya’nın; Orta Doğu’nun çoğu, Orta Amerika, Afrika’nın neredeyse tamamı, Asya’nın geniş bir alanı da dahil olmak üzere, büyük bir kısmını orada yaşayan insanlar için yaşanamaz hale getirdiler.

Bu bir krizdir ve ABD’nin başında oturan Trump da aynı eski ABD başkanları gibi diğer emperyalist güçlerle beraber bu suçu paylaşıyor.

Evlerinden kaçan mülteciler krizi yaratmadılar, onlar krizin mağdurudurlar.

Ve biz de öyleyiz.

Biz karşılaştırılamaz zenginliği olan bir ülkenin ortasında oturuyoruz. Fakat neredeyse yarım yüzyıldır ekonomi bir durgunluktan diğerine çarparak, bir finansal çöküşten diğerine yol alarak krize batmıştır. Ekonomiyi döndüren kapitalistlerin krize bizleri daha da ağır koşullarda çalıştırmaya zorlamaktan, sömürmekten başka cevabı yoktur. Yaşam standartımız bundan 45 yıl öncesine göre daha düşük ve giderek düşüyor. Eğer bugün işe başlıyor olsak doğru düzgün bir iş için olanağımız neredeyse sıfır, peki yarın ne olacak?

Ülke içinde bir facia yaşıyoruz ve mülteciler bunun sebebi değil.

Bugün işleri yürütenler, dünyanın zenginliğinden fayda sağlayanlar sadece küçük bir azınlık. Her istediklerini yapabilirler çünkü dünyadaki işçi sınıfının büyük çoğunluğu birleşmiş değil. Sınıfımız içerisindeki ayrılıklar bize karşı kullanmaları için düşmanın eline verilmiş bir silah.

Mücadele etmeye hazır olmalıyız. Fakat ne kadar ayrı kalırsak o kadar mücadele kabiliyetimizi zayıflatırız. Bizim tüm güçlere ihtiyacımız var. Yaşlı, genç, erkek, kadın, siyah, beyaz, İspanyol. Bu ülkede doğmuş ve bu ülkeye gelmiş tüm insanlara ihtiyacımız var. Herkes gerekiyor. Fabrikalarda ve ofislerde çalışan işçilere, işi olanlara ve olmayanlara ihtiyacımız var. Tam zamanlı, yarı zamanlı işçilere; geçici işçilere kalıcı işçilere ihtiyacımız var. Herkes gerekiyor. Birlikte hareket ettiğimiz zaman dünyayı değiştirebilme gücümüz olur, mağdursuz bir dünya inşa ederiz. Herkes için insancıl bir gelecek yaratacak sınıf oluruz.

(The Spark – ABD / Kıvılcım grubunun fabrika bülteni başyazısı, 13 Ocak 2019)

İşçilerin Sesi Gazetesi, Mart 2019

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi