Venezüela: ABD’nin desteklediği bir darbe girişimi

Dünya
Görünüm

23 Ocak’ta Venezüela 1958’de bir halk ayaklanması ile devrilen Marcos Perez Jimenez askeri diktatörlüğünün yıkılmasının yıl dönümünü kutluyordu.

Bu yıl Başkent Karakas’ta iki kutlama yürüyüşü yapıldı: birisi Chavez’ci Nicolas Maduro rejimini destekleyenlerin, diğeri ise muhaliflerin. Ulusal Meclis başkanı Juan Guaido da kendini Venezüella Başkanı ilan etmek için bu tarihi seçti.

Sağcı muhalefetin başında 35 yaşındaki bir mühendisin bulunmasının nedeni, sağın en deneyimli liderlerinin ya evlerinde mecburi ikamette olması ya da yaptıkları yolsuzluklar sonucunda aleyhlerinde dava açıldığı için yurt dışına çıkmak zorunda kalmış olmalarıdır. Muhalefeti yürüten partinin adı Halk İradesi ismini taşıyor, ama burjuvazinin iradesi demek daha doğru olur. Çünkü bu, 20 yıldan beri Chavez’ci rejimi devirmeye çalışan orta ve büyük burjuvazinin çıkarlarını savunan bir partidir.

Guaido bu kuvvet gösterisinden sadece birkaç dakika sonra hiç de sürpriz olmayan bir şekilde Trump’ın, sonra da sağcı Latin Amerika hükümetlerinin desteğini aldı. Tabi ardından da başta Macron olmak üzere, kendilerini çok büyük demokrat gören Avrupa yöneticileri de müdahale edip, kendini Başkan ilan eden Guaido’yu, Mayıs 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde seçmenlerin yüzde 30’unun oyunu alan Maduro’dan daha çok demokrat buldular.

Ama ertesi gün, 24 Ocak’ta Savunma Bakanı General Padrino, Genelkurmay eşliğinde bir bildiri açıklayıp rejimi desteklediklerini duyurdu. Yani, orduyu unutmayın demek istediler.

Chavez’ci rejimin her krizinde olduğu gibi, yine sağcı muhalefet ABD emperyalizminin de desteğini alarak saldırıya geçti. Sağcı muhalefet orduyu kendi tarafına çekmeye çalışarak, onun saflarına geçecek olan askerlere af çıkaracağını duyurdu.

Ordu, başta ülkenin ihracat gelirlerinin yüzde 96’sını oluşturan petrol ihracatını ve ekonomiyi denetim altıda tuttuğu için çok rağbet görüyor. Üstelik ordu sınırları da denetim altında tuttuğu için komşu ülkelerle olan bütün kaçakçılık gelirlerinden pay alıyor. Ordu şu ana kadar Chavez’ci rejimi desteklemenin onun için daha karlı olduğu kanaatindeydi. Ama ABD’nin ambargo tehditleri belki de ordu kadrolarının görüşünü değiştirebilir.

Padrino aynı zamanda şunu duyurdu: “Şeytan kışlalardadır.” Çünkü şu ana kadar ordunun başında olanlar Maduro rejimi ile ceplerini doldurmaya devam ediyor, ama alt seviyelerdeki askerler ve ailelerinin durumu hiç de iyi değil ve onların durumu zorluklarla baş başa olan kitlelerden farklı değil. İMF verilerine göre enflasyon şimdiden yüzde bir milyonu geçti ve 2019 yılında bunun on katına çıkabilir! Üç milyon insanın ülkeyi terk etmesi; emekçilerin ürün fiyatlarının artışlarının otomatik olarak ücretlere yansımasını istemeleri ve bazı askerlerin orduyu terk etmeleri boşuna değil.

Petrol gelirlerinin bir kısmının Chavez’ci kitlelere dağıtılma siyasetini destekleyen kitlelerin de bir kısmı artık bunu desteklemiyor. Çünkü bu kitleler petrol fiyatlarının düşüşünden bu yana büyük zorluklar yaşıyor. Hatta bazıları sağın yeniden geri gelmesinin onları kurtaracağını sanıyor. Tabii bu da bir hayalden ibaret. Onlar burjuvazinin ve yakın çevrelerinin eskisi gibi petrol rantını yeniden ele geçireceğini sanıyorlar.

Muhalefet Chavez’cileri rant ekonomisinden vazgeçmemekle, zamanında sanayiyi geliştirmemekle ve petrol fiyatlarının yüksek olduğu dönemlerde imkanlarının ötesinde bir hayat gütmekle suçluyor. Ama bu rant ekonomisini icat edenler Chavez’ciler değil, onlar sadece bunu hazır buldular. Eğer Chavez sıradan bir subay olarak kalmış olsaydı ve iktidar sağ ve solun elinde kalmış olsaydı; petrol fiyatları düştüğü andan itibaren yaşanacak olan durum şimdi yaşanan durum olacaktı.

Bugün Venezüella’yı vuran kriz her şeyden önce, başta ham maddeler olmak üzere her alanda spekülasyon yapan kapitalist düzenin krizidir. Chavez’ciler hiçbir zaman bu olayın üzerine gitmediler. Bunun üzerine gidebilecekleri konumda olduklarında bunu yapmayıp burjuvazi ile iyi geçinme yolunu seçtiler.

Geçmiş dönemlerde, emekçiler ve yoksul kitleler harekete geçip burjuvaziye en çok bağlı olan siyasetçilerin, 2002 yılındaki iki darbe girişiminde olduğu gibi, iktidarı ele geçirme girişimlerini engellediler. Bu eylemler sayesinde Chavez’ci hükümet iktidara geri gelebildi ve de petrol sektörünü denetim altına alabildi. Bundan 20 yıl önce gerici siyasetçileri devre dışı bırakarak Chavez’e iktidara gelebilme olanaklarını sunan emekçilerin hareketi olmuştur. Emekçiler, yeniden gerici bir iktidarın gelmesini engelleyecek ve kendilerine insanca yaşam şartlarını sağlayacak güce sahiptirler.

(LO, 31.01. 2019)

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS