Şüphe bir “kor” gibi sizi kemirir...

Kültür ve Sanat
Görünüm

Zeki Demirkubuz “Kor” da tamda bu duyguların hesaplaştığı bir filme imza attı. Demirkubuz filmlerinde “gayya kuyusuna” benzettiği kadın\erkek ilişkilerindeki “geldi-gittiler, aldatmaları, korkuları, yalnızlıkları, nedenleri, vazgeçmeleri\vazgeçememeleri…” kısacası hayata ne varsa onu işler.

Kor’da da üç kişi arasında gergin, toplumsal realiteye uymayan sevgi, yakınlaşma öyküsünü anlatıyor. Emine bir tekstil işçisidir, kocasıyla atölyede tanışmış, evlenmiş. Emine’nin kocası Cemal kıskançtır; patronun Emine’ye âşık olduğunu anlamasıyla evlendikten sonra işten ayrılıp, kendi atölyesini açar, Emine’yi de çalıştırmaz. Atölyede işler istediği gibi gitmez. İşlerin yolunda gitmemesinde eski patronun parmağından “kuşkulanır.” Borçlar birikince mecburen Cemal Romanya’ya işçi olarak gider. Demirkubuz “kuşku” zeminini Cemal’in yurtdışında olduğu bu süre zarfında işler. Kocası Cemal’in Romanya’ya kaçak işçi olarak gitmesinin ardından evde giysi dikerek geçimini sağlayan Emine, bir giyim atölyesinde eski patronu Ziya ile karşılaşır. Emine’den oğlunun hasta olduğunu öğrenen Ziya, Emine’ye olan tutkusunu yaşayabileceği zemine sahip olur.

Ziya, Emine’ye Cemal’in o ana yapamayacağı destekle hayatına girer. Bundan sonra artık ne Emine’nin ne Cemal’in ne de Ziya’nın hayatları eskisi gibi olamaz, üç kesişmiş birbirinden beslenen yoldur. Cemal’in Romanya’da olduğu süre boyunca ilişkileri, Ziya’nın evli olması, Emine’nin kuşkularına rağmen sürer. Ancak Cemal merak ve kuşkularıyla döndüğünde oğlunun lüks bir hastanede ameliyat olmasıyla şüpheleriyle yüzleşmeye başlar.

Kor, sadece kuşku üzerine değil kadın\erkek hukukunda güç ve güçsüzlük üzerine de durulmuş. Erkek sinirlendiğinde ne yapar; kendisinden zayıf olana saldırır, hırpalar, yumruklar… İşte “kor”da bu anlar yakalanmış. Cemal, hayatta başarılı olmadığı için gittiği Romanya’da bunların başına geleceğini bilir ama tüm suçu Emine’de bulur. Emine’nin artık onu sevmediğini anladığında artık Emine’yi dövemez bu defa ustabaşılığı yaptığı atölyedeki makineci kızın yaptığı küçük hatada onu ezerek, hakaret ederek acısını çıkartır. Demirkubuz yaşamın adaletsiz bir parçası olan kadın\erkek hukukunu da yer yer değinmiş.

Duygular değişir; Ziya’nın ilgisiyle başlayan ilişkide Emine de onu sever, Cemal’den boşanmayı düşünecek kadar. Bütün bu duygu değişimlerinde her şey yaşanır, herkes birbirinden “kuşkulanır” ama dile dökülmez. Herkes içini kemiren “kora” dönmüş şüpheleriyle hayattı normalleştirmeye çalışır.  

Bu normalleşme eskiye dönmek değildir, kuşkulara rağmen bugünü yaşayıp gündelik ihtiyaçları karşılamaya devam etmektir. Tabi bunun için yaşananları “yokmuş” gibi davranma davranış örüntüsünü korumak şartıyla. Şüpheye karşı yüzleşmekte bir başka yol, Demirkubuz yüzleşme seçeneğini bu filminde kullanmamış. Yüzleşmekte bir tercih, sonuçlarını göğüslemeniz gerektiği…

Yaşama dair izlerle dolu Demirkubuz filminde Taner Birsel, Aslıhan Gürbüz ve Caner Cindoruk’un oyunculuk performansları seyredilmeye değer. 

 

İşçilerin Sesi Gazetesi Mayıs 2016, Sayı 50