Karadeniz’de ranta yol açılıyor

Çevre
Görünüm

Yeşil Yol projesinin planlayıcı ve yürütücüsü Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (DOKAP). “Kalkınma” haberin ileriki kısımlarında tekrar hatırlayacağımız sihirli sözcük. Şimdilik proje hazırlama sürecinin olmazsa olmazlarının, halktan ve uzmanlardan, akademisyenlerden görüş alma gibi bir yöntemi tercih etmediklerini söyleyelim bu İdarenin. Ve neye rağmen, neyi yok ederek “kalkınmayı” hedefliyorlar, bakalım. Fırtına İnisiyatifi’nden ÇEHAV, Fırtına Vadisi Havzası gibi çok değerli ekosistemleri iç içe barındıran bir vadinin çok yanlış bir planlama ve üstelik yayla turizmi ile hiç bağdaştırılamayacak bir sürecin sonunda geri dönüşü olamayacak biçimde yok yere kirletilip zarar göreceğini belirterek çekincelerini şöyle sıralıyor:

Çevresel etki değerlendirmesi yapılmalı, yani havza özellikleri, alanın orman vasfı, yörenin meteorolojik ve jeolojik özellikleri değerlendirmeliydi. Yol yapımı sırasında çıkacak hafriyatın ne şekilde bertaraf edileceğinden, ağaç kesimi ve patlamalar sonrasında ortaya çıkacak sorunlara karşılık ne yapılacağına; Bu yolun orman ekosisteminde nasıl etkiler doğuracağına hiçbir sonuç düşünülmediydi.  Devlet kurumlarının beyanları “yayla turizmini geliştirmek için böyle bir yolun açıldığı” yönünde. Peki, bu yolun neden olduğu olası nüfus ve hava kirliliği artışının turizme olumsuz etkileri düşünüldü mü? Üstelik yaylaları günü birlik araç turizmine açmak yayla turizmi anlamına da gelmiyor. Piknikçilerin gün sonunda atıklarını, çöplerini bırakıp gitmeleri ise ayrı bir kirlilik nedeni olacak. Yaylalardaki ulaşım sorununu gidereceği söyleniyor ama aslında yöre insanının yaylalara ulaşımda sorunu yok. Üstelik eko-turizmin bölge ekonomisine ciddi katkısı var. Eski patikalar yeniden kullanılmaya başlandı ve araç turizmi eko-turizme zarar verecek, kitle turizmine yol açacak. 

Yolla birlikte hızla artacak kitle turizmi oteller ve kaçak yapıları yaygınlaştıracak. Yapılaşma ise doğada geri dönüşü mümkün olmayan zararlara neden olacak. 

Meralar parçalanacak, yaban hayatı, biyolojik çeşitlilik zarar görecek. Doğu Karadeniz dağlarının bozayısı, vaşağı, karacaoğlanı, dağ keçilerinin hareket alanları, baraj gölleri ve HES inşaatları nedeniyle zaten yeterince daraldı. Yeşil Yol yapılırsa küçük küçük canlı grupları çok dar alanlara hapsolacak ve zamanla nesilleri tükenecek.

Karadeniz, Anadolu’nun nefesidir, sadece kendi bölgesi açısından değil, küresel iklim değişikliklerinin etkisini azaltması yönünden de ekosisteminin bozulmaması büyük önem taşımaktadır. Yeşil yol projesi ise HES’lerle başlatılan kısa yoldan rant elde etme anlayışının devamıdır, geleceğimizi yok etme anlamına gelmektedir.  Yeşil Yol projesi kapsamında Avusor Haczane bölümünde 16 bin 367 ormanlık alana ilişkin yol çalışmasının yürütmesi Rize İdare Mahkemesi tarafından durduruldu. Projeye dair açılan diğer davalar da devam ediyor. Ama diğer taraftan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun 25 Temmuz tarihindeki, “Bu yol kalkınma projesinin küçük bir parçası. Maksadımız yayla turizmini artırıp oraya gelir temin etmek. Orada kesilen ağaçların fazla bir kıymeti harbiyesi yok arkadaşlar. Bakın, kesilen ağaçların yüz katını dikeriz. Orada esasen buna karşı çıkanlar kimler biliyor musunuz? Orada bir takım yaylalara evler inşa etmiş insanlar... Burayı kontrol edilmesin... Çünkü yol olmayınca kontrol edilemiyor... Ama artık kontrol edeceğiz.” değerlendirmesi mücadelenin süreceğine işaret etmekte.

Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi ve beyanında da görülebileceği gibi tüm devlet kurumları yine halka rağmen “kalkınmak” istiyorlar. Kalkınmak, suyu kaybetmek, endemik (sadece bu topraklarda bulunan) bitki ve hayvan türlerini yok etmek, orada yaşayan halkın geleceğini de yok etmek demek. Kalkınmak, oteller açacak sermayeye yol vermek; doğasına, suyuna, kentine sahip çıkanı suçlu ilan etmek demek. Ama unuttukları bir şeyi Havva Ana hatırlatıyor şu sözleriyle:

“Devlet nedir? Devlet yok halk var. Kimdir devlet? Devlet bizim sayemizde devlettir.”

 

 İşçilerin Sesi Gazetesi, Ağustos 2015, Sayı 41

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Facebook'ta İşçilerin Sesi